ÜÇGÜL (TIRFIL) TARIMI


Üçgül cinsi içerisinde bazıları tek, bazıları da çok yıllık olmak üzere 300 kadar tür yer almaktadır .Bu türlerin çoğunluğunun anavatanı Anadolu ve Güney-Doğu Avrupa'dır. Anadolu'da 94 üçgül türünün doğal olarak yetiştiği belirlenmiştir. Ilıman kuşağın serin ve nemli bölgelerine yayılmış olan üçgül türleri, ince saplı ve bol yapraklı olduklarından, hayvanlar için çok değerli ve kaliteli kaba yem üretirler. Bazı üçgül türleri çayır mera bitkisi, yeşil alan bitkisi ve toprak ve su koruma amaçlarıyla da kullanılabilmektedirler. Kültürü yapılan önemli üçgül türleri ve bazı özellikleri Çizelge 12'de görülmektedir.

 Kültürü Yapılan Önemli Üçgül Türleri ve Bazı Özellikleri

Türkçe adı Üçgül türü Ömrü Anavatanı
Çayır üçgülü Trifolium pralense L. Çok yıllık Anadolu
Ak üçgül Trifolium repens L. Çok yıllık Anadolu -Akdeniz Havzası
Çilek üçgülü Trifolium fragiferum L. Çok yıllık Anadolu
Kafkas üçgülü Trifolium ambigum L. Çok yıllık Kafkaslar
Melez üçgül Trifolium hybridunt L. Çok yıllık isveç
Anadolu üçgülü Trifolium resupinatum L. Tek yıllık Anadolu-Iran
Gelemen üçgülü Trifolium meneghiniamim Clem. Tek yıllık Anadolu
Kırmızı üçgül Trifolium incarnatum L. Tek yıllık Ispanya-Fransa
İskenderiye üçgülü Trifolium alexandrinum L. Tek yıllık Anadolu
Yer altı üçgülü Trifolium subterraneum L. Tek yıllık Anadolu

İklim ve Toprak İstekleri

Çayır üçgülü, havası nemli serin yerleri sevmektedir. Suya karşı aşın istekli olduğundan, yaz sıcaklarına ve kuraklığa dayanmaz. Deniz seviyesinden başlayarak yükseltisi 3000 m olan yerlere kadar yetişmektedir. Çayır üçgülü gölgeye oldukça toleranslıdır. Çayır üçgülleri fotosentetik ışık doyumuna 16 000 lükste ulaşmaktadır. Ak üçgül Kuzey Kutbu'ndan başlamak üzere dünyanın bütün serin iklim kuşağına, Gulf Coast gibi bazı tipleri subtropik bölgelere yayılmıştır. Kolombiya'da Ekvator'a yalan bölgelerde 1600-3000 m yükseltilerde ak üçgül türlerine rastlanmıştır. Ak üçgül, sıcaklık ve kuraklıkların fazla olduğu çöllerde, sıcaklık ve bitki rekabetinin fazla olduğu taban arazilerde yetişememektedir. Ak üçgül, Yeni Zelanda ve Kuzey Batı Avrupa'nın nemli, ılıman bölgelerindeki meralarda çok iyi gelişmektedir.

Melez üçgülde serin iklimlere iyi uyum sağlayan bir baklagil yembitkisidir. Kış soğuklarına toleranslıdır.

Kırmızı üçgül ılıman iklim bitkisidir. Kışa toleranslı değildir. Ancak, ıslah yoluyla soğuğa toleranslı varyeteleri ortaya çıkarılmıştır.

Akdeniz bölgesinin kısa gün bitkisi olan iskenderiye üçgülü, aşın derecede sıcak olmayan ılıman iklimleri sever. Şiddetli donlara toleranslı değildir. Çimlenme sırasında kısa bir süre -4, -6 °C arasındaki soğuklara dayanabildiği görülmüştür. Yıllık yağışı 400 mm'den fazla olan yerlerde iyi yetişir.

Anadolu üçgülü, soğuğa karşı duyarlıdır. Kar altında canlılığını koruyabilmesine karşın, kar eriyince büyük zarar görmektedir. Anadolu üçgülü de genellikle ılıman bölgelerin bitkisi olarak bilinir. Yağışı 450 mm'nin üstünde olan yerlerde iyi yetişir.

Kışlan ılık ve hatta oldukça sıcak ve nemli olan bölgelerde, yer altı üçgülü başarıyla yetiştirilebilmektedir.

Çilek üçgülü ıhman bölgelerin bitkisi olmasına karşın, serin, nemli ve yayla iklimi olan yörelerin çayırlarında da fazla miktarda bulunmaktadır. Bu bitkinin kışa dayanma gücü yüksektir. Sıcak ve oldukça kurak şartlara uyum sağlayabilirse de, bu koşullarda verimi önemli ölçüde azalır.

Gelemen üçgülü serin ve ıhman iklimleri sever. Ancak, kurağa dayanma gücü de oldukça yüksektir.

Kafkas üçgülü, deniz seviyesinden Alp sınırına (3000 m) kadar çeşitli l yüksekliklerde yetişen, kurağa, soğuğa toleranslı bir türdür.

Çayır üçgülü en iyi gelişmesini su tutma kapasitesi yüksek, iyi drene edilmiş verimli topraklarda yapar. Tınlı, siltli-tınlı ve hatta orta derecede ağır yapılı topraklan, kumlu hafif topraklara tercih eder. Çayır üçgülü hafif asit topraklara toleranslıdır. En uygun pH = 6.1-6.7'dir. toprakta birinci derecede fosfor, bazı arazilerde de K büyümeyi kısıtlayıcı faktör olabilmektedir. Çayır üçgülleri yaz aylan serin geçen yerlerde ve nemli topraklarda iyi gelişir. Düşük nem ve yüksek sıcaklık bitkinin gelişmesini kısıtlar.

Melez üçgül, bol nemli oldukça ağır topraklarda iyi yetişir. Su baskınlarına karşı bir süre toleranslıdır. Çayır üçgülü için asitli gelen ( pH= 4) topraklarda iyi yetişebildiği gibi, alkaliliğe de diğer üçgüllerden fazla toleranslıdır.

Ak üçgül, pH'si 6-7 olan killi, siltli-tınlı topraklarda en iyi şekilde gelişir. Ancak, yeterli miktarda verimli ve kumlu topraklarda da yetişebilmektedir. pH'si 4.5 olan asit topraklarda yetişebilen ak üçgüller, Kanada'da doğal seleksiyonla ortaya çıkmış ve kültüre alınmıştır. Ak üçgül tuzluluğa ve yüksek düzeyde alkaliliğe toleranslı değildir.

Anadolu üçgülü, derin, iyi drenajlı, kalkerli topraklan sever. Tuzluluğa ve su göllenmesine oldukça toleranslıdır.

Kafkas üçgülü, değişik nemlilikteki çayırlık alanlarda, kurak yerlerde, zengin topraklarda, kullanılmayan arazilerde iyi yetişir. Kafkas üçgülü taban suyunu iyi kullanır.

İskenderiye üçgülü fazla ağır olmayan, kireççe zengin, nötr veya hafif alkali topraklarda iyi yetişir. Hafif tuzluluğa toleranslıdır. Sert ve fakir topraklarda oldukça ağır gelişmektedir.

Yer altı üçgülünün toprak seçiciliği yoktur. Ancak, toprağın çok yaş olmasını istemez. Sert ve fakir topraklarda gelişmesi yavaştır. Toprak kuru ve sertleşmişse, meyveler toprağa gömülememektedir. Alkali topraklara da toleranslıdır.

Bozuk drenajlı olup sulanan araziler ve taban suyunun sık sık yüzeye çıktığı yerler için, çilek üçgülü çok uygun bir baklagil yembitkisidir. Su göllenmelerine 2 ay kadar dayanabilmektedir. Karbonat, nitrat ve klorit bakımından zengin, ağır topraklarda kurulu veya kurulacak çayır ve meraların önemli bitkisidir. Nemli, tuzlu ve alkali topraklara toleranslıdır. Bu nedenle, deniz baskınlara uğrayan kıyı meralar için çilek üçgülü önerilmektedir.

Kırmızı üçgül toprak isteği bakımından fazla seçici değildir. Fazla asitli olmamak koşuluyla, kumlu ve tinli topraklarda yetişebilmektedir. Çok nemli ve su ile doymuş topraklar uygun değildir. Kırmızı üçgül yetiştiriciliğine en uygun topraklar geçirgen tırılı topraklardır.

Gelemen üçgülü su tutma kapasitesi iyi, killi-tinli topraklan tercih eder. Kıyı kesimlerinde kumsal, çorak, nemli ve hatta kıraç meralarda gelemen üçgülünün doğal olarak yetiştiği görülmektedir. Toprak tuzluluğuna toleranslıdır.

Çayır üçgülü

Çayır üçgülünün fazla dallanan bir kazık kök sistemi vardır. Kökler genellikle ince ve yüzlektir. Ana kazık kök 50-60 cm kadar derinlere inebilir. Bazı çeşitlerde sap ve yaprakların üzeri tüylü olduğu halde, bazılarında tüysüzdür. Çeşitlere göre sapın içi boş veya dolu olabilmektedir. Sap rengi yeşil ile kırmızı-kahverengi arasında değişen renk tonlarında olabilir. Yaprak, birbirine eşit ve kısa sapçıklarla bağlanmış üç yaprakçıktan oluşur. Yaprakçıklar 2-3 cm boyunda, yumurta şekilli ve kenarları düzdür. Yaprakçıkların üst yüzeyinde yarımay şeklinde, beyaz- kahverengi arasında değişen renklerde bir leke bulunur. Kulakçıklar oldukça iri, kenarları düz ve uç kısmı sivri yumurta şeklindedir. Kulakçıklar üzerinde bulunan kırmızı renkli damarlar, çayır üçgülüne özgüdür.

Çiçek topluluğu kömeç, durumu uçsaldır. Çiçek sapının uç kısmında kısa bir eksen boyunca, 60-120 çiçek birleşerek kömeç çiçek topluluğunu oluşturmuştur. Kömeç çapı yaklaşık 2 cm kadardır. Taç yapraklar genellikle kırmızı veya bordo, bazen pembe, nadiren beyaz renklidir. Taç borusu (Corolld) oldukça uzundur. Meyveler, küçük yumurta şeklindedir ve içlerinde tek tohum bulunur. Yüzeyleri düz ve parlak olan tohumların renkleri san-kahverengi arasındadır. 1000 tane ağırlığı 1.5-2.0 g kadardır.

Çayır Üçgülünün Büyüme ve Gelişme Özellikleri
 

  • Normal koşullarda yılda 2-4 biçim yapılabilir.
  • Çiçeklenme ana gövdenin tepesinde başlar, aşağıya doğru yan dallarda bulunan tomurcuklarda devam eder.
  • Geççi çeşitler erkencilere göre soğuklara daha toleranslıdır.
  • Yedek besin maddelerini depolama mekanizmaları yoncaya benzemektedir (Yani çiçeklenme başlangıcından sonra yedek besin depolaması hızlanır).
  • Soğuk kış aylarında, çayır üçgülünün metabolik etkinliğinin yüksek olması, bitkinin kısa ömürlü (3-4 yıl) olmasına neden olmaktadır. Hastalık ve zararlılar da bitkinin ekonomik ömrünü kısaltmaktadır.
  • Çayır üçgülünün kendine katlanma gücü azdır.

Yararlanma ve Verim
 

Çayır üçgülünden çoğunlukla ot üretimi, yapay meraların kurulması, zayıflayan meraların yemlenmesi ve iyileştirilmesi amaçlarıyla yararlanılmaktadır. Ayrıca, bitkinin ekonomik ömrü 3-4 yıl olduğundan, 8-10 yıllık ekim nöbeti sistemleri içinde yer alabilecek ideal bir yembitkisidir. Zaten bitkinin kendine katlanma gücü az olduğundan, 3-4 yıl çayır üçgülü yetiştirilen bir tarlada üçgül yorgunluğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, çayır üçgülü tarladan kaldırıldıktan sonra, aynı tarlaya en az 2-3 yıl çayır üçgülü ekilmemelidir.

İlk yıl genellikle 2-3, diğer yıllar ise yılda 3-4 biçim yapılabilmektedir. İkinci yıldan başlayarak ilk biçimin çiçeklenme başlangıcı, diğer biçimlerin ise tam çiçeklenmeye yakın devrede yapılması önerilmektedir. Biçimlerden sonra yeniden büyümenin hızlı olması için, en az 8-10 cm yüksekliğinde bir anız bırakılmalıdır. Çayır üçgülü saplarının ince ve bol yapraklı olması nedeniyle, bitkiler daha geç devrelerde kartlaşmaktadır. Bu özellikten dolayı çayır üçgülünde ot hasadı, diğer birçok baklagil yembitkisine göre, daha geç devrelerde yapılabilmektedir. Hasat edilen ot silaja işlenecekse, biçim işlemi tam çiçeklenme devresinde yapılmalıdır.

Çayır üçgülü bitkileri ince gövdeli ve bol yapraklı olduklarından, otunun hem lezzetliliği, hem de besleme değeri yüksektir. Çünkü, kaba yem olarak değerlendirilen yembitkilerinde, en lezzetli ve besin içeriği yüksek olan kısımlar yapraklardır. Yapraklan dökülmeden kurutulmuş çayır üçgülü kuru otu, çok zengin bir kalsiyum ve fosfor kaynağıdır.

Toprak ve iklim koşullan ile uygulanan bakım işlemlerine bağlı olarak, çayır üçgülünden yılda dekara 500-1000 kg kuru ot alınabilir. Kuru otunda yaklaşık % 14-18 ham protein bulunur. Proteinin kalitesi ve sindirilebilirlik oranı yüksektir. Ayrıca çayır üçgülü otu birçok mineral maddeler ve vitaminler yönünden de zengindir.

Tarımı
 

Özenle hazırlanmış tohum yatağına soğuk bölgelerde erken ilkbahar, ılıman kıyı bölgelerinde ise sonbaharda ekim yapılır. Çayır üçgülü fide devresinde yavaş geliştiğinden, yabancı otlara karşı rekabet gücü zayıftır. Bu nedenle, cayır üçgülü tek başına yetiştirilecekse, arkadaş bitki olarak küçük taneli bir tahılla ( arpa, yulaf, triticale vb.) birlikte ekilmesi önerilmektedir. Tahıllar, ekildikten sonra kısa sürede çimlenip hızla büyüyerek, diğer yabancı otların gelişmesini büyük ölçüde engellerler. Tahıllar çiçeklerime devresinde ota biçilerek tarladan çıkartıldıktan sonra, çayır üçgülü yabancı i otlardan temiz ve uygun bir ortamda daha iyi gelişme şansı bulmaktadır. Ancak, bu sistemde tahıl oranını çok iyi ayarlamak gerekir. Tahıl oranı gereğinden fazla olursa çayır üçgülünü boğar, az olursa diğer yabancı otların gelişmesini yeterince engelleyemez. Sulama olanağı olan yerlerde, kışlık tahılların hasadından sonra, yabancı otlardan temiz olan tarla hazırlanarak hemen çayır üçgülü ekimi yapılabilmektedir. Bu sistemde, yabancı ot rekabeti en aza indirilebildiği gibi, fideler yeterince gelişme olanağı bulacağından, kış soğuklarından fazla zarar görmezler.

Çayır üçgülü otlak olarak veya ot üretimi amacıyla yalnız ekilebileceği gibi, çayır salkım otu, domuz ayrığı, çok yıllık çim, kamışsı yumak, çayır köpekkuyruğu gibi buğdaygillerle ikili veya çoklu karışım şeklinde de ekilebilir. Buğdaygil+ çayır üçgülü karışımlarında, çayır üçgülü oranı % 40'ı geçmemelidir.

Ekim serpme olarak veya mibzerle yapılır. Mümkünse mibzerle ekim tercih edilmelidir. Ekim derinliği 1-2 cm, mibzerle ekimde uygun sıra aralığı 20-40 cm, dekara atılacak tohum miktarı 1.5-3.0kg'dır. Karışık ekimlerde, çayır üçgülünün karışımdaki oranına göre atılacak tohum miktarı azaltılır.

Ekimden önce bakteri aşılaması yapıldığında ve/veya toprakta yeterince etkili bakteri bulunuyorsa, ekim sırasında dekara verilecek 2.5-3 kg N dışında, azotlu gübrelemeye gerek yoktur. Ancak, çayır üçgülünün diğer baklagiller gibi fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gereksinimi fazladır. Yapılan araştırmalar, iklim ve toprak koşullan, sulama durumu, birim alandan elde edilen verim gibi faktörlere bağlı olarak, 2-3 yılda bir dekara 15-20 kg P2O5 verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Topraklarımız genellikle potasyum yönünden yeterli kabul edilmekle birlikte, kumlu, fakir topraklarda potasyumlu gübreleme gerekli olabilir. Toprak analiz sonuçlarına göre, makro ve mikro besin elementlerinin toprakta elverişli durumda bulunan miktarları, çayır üçgülünün gereksinimi karşılamıyor ise, yüksek verim alabilmek için, bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerekir. Ayrıca toprak pH'si düşük ise (pH<6.5) kireçleme yapılarak pH uygun düzeye çıkarılmalıdır.

Çayır üçgülü gelişme süresi uzun, büyümesi hızlı, bir mevsimde birkaç kez biçilen ve fazla vegetatif aksam oluşturan bir bitki olduğundan, su gereksinimi oldukça fazladır. Yapılan araştırmalar, topraktaki yararlı su oranı % 50 düzeyine düşünce, tarla kapasitesine gelinceye kadar sulama yapıldığında, çayır üçgülünden en yüksek ot veriminin alındığını ortaya koymuştur.

 Ak Üçgül - Trifolium repens L.


 

Ak üçgül yatık büyüyen, stolon oluşturan, gövde ve yapraklan tüysüz, çok yıllık bir yembitkisidir. Türleri polimorfik olup, serin bölgelerde çok yıllıktan, sıcak bölgelerde kışlık tek yıllığa kadar değişir. Bitki ve organların büyüklüğü çok geniş sınırlar içinde değişkenlik gösterir. İlk yıl l m kadar uzayan bir ana kazık kök oluşur. Ancak, ikinci yılda bu kazık kök ölür. Bitki yaşamını sülükler üzerinde oluşan ikinci derece kökler yardımıyla sürdürür. Ana gövde kısadır ve çok sayıda boğum arasından oluşmuştur. Tohumun çimlenmesinden 6-8 hafta sonra, sülükler oluşmaya başlar. Bu aşamadan sonra, ana gövdenin büyümesi durur veya azalır. Yapraklar sülükler üzerine almaşık olarak dizilmişlerdir. Bir yaprak 3 yaprakçıktan oluşur. Yaprakçıklar çoğunlukla sapsız olup, şekilleri elipsten kalp şekline kadar değişir ve kenarları ince dişlidir. Çoğunlukla yaprakçıkların ortasında hilal şeklinde bir bant bulunur. Tomurcuğun açılmasından sonra, bir yaprağın ömrü uygun koşullarda yaklaşık 40 gün kadardır. Çiçek topluluğu kömeçtir. Kömecin üzerinde geliştiği çiçek topluluğu sapı, çoğunlukla yaprak sapından daha uzundur. 20-150 kadar çiçek, kısa bir eksen boyunca çoğunlukla sapsız olarak bağlanarak, kömeç çiçek topluluğunu oluşturur. Çiçekler çoğunlukla beyaz renklidir. Bazen açık pembe renkli de olabilir. Döllenen çiçeklerin rengi kahverengine dönmeye başlar ve döllenen çiçekler kömeçten aşağı doğru sarkar. Dar, uzun ve ince yapılı olan meyve içerisinde 1-7 arasında tohum bulunur. Oldukça küçük ve çoğunlukla san renkli olan tohumlar, oval ya da kalp şeklindedir. 1000 tane ağırlığı 0.5-0.6 g kadardır. Değişen oranlarda sert tohumluluk özelliği görülür.

 Önemi ve Kullanılması
 

Ak üçgül otlatma ve çiğnenmeye dayanıklıdır ve otunun besin değeri yüksektir. Bu nedenlerle otlakiye tesislerinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Çiğnenmeye dayanıklı, sülük oluşturan ve toprak yüzeyini çok iyi kaplayan, kısa boylu ve güzel görünümlü bir bitki olduğundan, günümüzde çevrecilerin, park-bahçe ve oyun alanları düzenleyenlerin, en çok aradığı ve kullandığı bitkilerin başında gelmektedir. Gölgeye toleransı nedeniyle, ağaç altlan ve meyve bahçelerinde örtü bitkisi olarak veya ot üretimi amacıyla yetiştirilmektedir.

Ak üçgül, serin iklim bölgelerinde önemli bir mera (otlakiye) yembitkisidir. Genellikle çok yıllık çim, domuz ayrığı, çayır köpekkuyruğu, kırmızı yumak, kamışsı yumak vb. buğdaygillerle karışım şeklinde yetiştirilir. Ak üçgül, 16 temel aminoasit yönünden daha dengeli ve yüksek oranda protein içermektedir. Yonca, çayır üçgülü, gazal boynuzu ve daha birçok yembitkisi ile kıyaslandığında, ak üçgülün protein kalitesi ve besleme değerinin daha yüksek olduğu görülür.

Tüm bu üstün özelliklerinin yanaşıra, ak üçgülde olumsuz nitelik taşıyan iki özellikten söz edilebilir. Birincisi, yalnız yetiştirilen ak üçgül meralarında, özellikle çiyli ve nemli havalarda, aç karına aşın otlatma yapılırsa, düşük oranda da olsa hayvanlarda şişme görülebilir. Ancak, şişme riski hiçbir zaman yonca kadar yüksek değildir. İkincisi, ak üçgülün zaman zaman estrogenik etki göstermesidir. Ak üçgüldeki en önemli estrogen maddenin "coumestrol " olduğu belirlenmiştir. Bu madde aşın alındığında, özellikle gebe hayvanlarda yavru atmalara neden olmaktadır. Zarar görmüş hastalıklı yapraklarda estrogenik madde oranı artmaktadır. Soğuk iklimlerde ve yüksek bölgelerde estrogenik madde oranı yok denecek kadar azalırken, sıcak iklimlerde artmaktadır.

 Tarımı
 

Ak üçgül çoğunlukla, buğdaygillerle ikili ya da çoklu karışımlar şeklinde yetiştirilmektedir. Karışımda domuz ayrığı, çok yıllık çim, çayır köpek kuyruğu, kamışsı yumak, kırmızı yumak gibi buğdaygiller kullanılır. Bu karışımlarda uygulanacak oran 2 buğdaygil: l ak üçgül şeklinde olmalıdır. Ak üçgül çok küçük tohumlu olduğu için, tohum yatağı çok özenle hazırlanmalıdır. Çok soğuk bölgeler dışında, ekim işlemi genellikle erken sonbaharda yapılır. Ak üçgül yalnız ekildiğinde, dekara 0.2-0.4 kg tohum kullanılır. Karışımlarda bu miktar karışımdaki ak üçgül oranına göre azaltılır. Ekim derinliği 0.5-1 cm, sıra aralığı 20-30 cm olmalıdır.

Ak üçgül + buğdaygil karışımlarına azotlu gübre uygulanmasında çok dikkatli olunmalıdır. Buğdaygiller verilen azottan çok iyi yararlandıkları için, uygulanacak fazla azot buğdaygilleri baskın duruma getirir. Karışımdaki ak üçgül oranı hızla azalır. Ak üçgül Ca, P ve K'a fazlaca gereksinim duyduğundan, toprakta bu maddeler yetersiz ise mutlaka gübreleme yoluyla verilmelidir. Ak üçgül her ne kadar kuraklığa toleranslı olsa da, yüksek verim ve sürekli bir yeşil örtü oluşturabilmek için sulama gereklidir. Ot için hasat ya da otlatma çiçeklerime başlangıcı devresinde yapılmalıdır. Dekardan yılda 500-600 kg kadar kuru ot verimi alınabilmektedir.

Diğer Üçgül Türleri
Çayır üçgülü ve ak üçgül dışında; melez üçgül, anadolu üçgülü, gelemen üçgülü, yer altı üçgülü, iskenderiye üçgülü, kırmızı üçgül, çilek üçgülü ve kafkas üçgülünün dünyanın değişik bölgelerinde az-çok tarımları yapılmaktadır. Bunlardan iskenderiye üçgülü dışında kalanlar, soğuklara belli ölçülerde toleranslı olduklarından, ılıman iklime sahip kıyı bölgelerinde sonbaharda ekilebilirler. Kış aylan çok soğuk geçen iç bölgelerde, erken ilkbahar ekimi tercih edilmelidir. Tohumlan küçük olduğundan, yoncada olduğu gibi tohum yatağı özenle hazırlanmalıdır. Türlere göre değişmek üzere, dekara 0.5-3.0 kg tohum atılır. Uygun sıra aralığı 20-40, ekim derinliği ise 1-3 cm'dir. Bu türler de, yalnız olarak yetiştirilebilecekleri gibi, buğdaygiller ve diğer baklagillerle karışıma da girebilirler.

Yeraltı üçgülü, çilek üçgülü ve kafkas üçgülü çoğunlukla mera karışımlarında yeralırken, diğerleri esas olarak ot üretimi amacıyla yetiştirilmektedir. Türlere göre değişmek üzere, kuraklığa belirli düzeylerde tolerans gösterseler bile, suya karşı verdikleri tepki yüksektir. Bu nedenle yüksek verim almak için olanaklar ölçüsünde sulama yapılmalıdır. Özellikle çok yıllık olan melez üçgül ve çilek üçgülü ve çoğunlukla yazlık olarak yetiştirilen iskenderiye üçgülünde, başarılı yetiştiricilik için mutlaka sulama yapılmalıdır.

Üçgüller baklagjl oldukları için, ekilmeden önce tohumlar uygun bakteri kültürü ile aşılanmalıdır. Aşılama yapılınca, ekim sırasında dekara uygulanacak 2-4 kg kadar başlangıç azotu yeterlidir. Aşılama yapılmadıysa ve tarlada ilk kez üçgül yetiştirilecekse, 2 veya 3 parça halinde dekara 8-10 kg N verilebilir. Toprakta elverişli durumdaki fosfor, potasyum, kalsiyum ve diğer besin elementlerinin durumuna göre, gerekli ise gübreleme yapılmalıdır. Toprak pH'si yetiştirilecek üçgül türünün gelişimini sınırlayacak kadar düşük ise, kireçleme yapılarak uygun düzeye çıkarılmalıdır.

Üçgüllerde türlere göre değişmek üzere, uygun hasat zamanı çiçeklenme başlangıcı ile % 50 çiçeklerime devresi arasıdır, Melez üçgülden yılda 2-3 biçim alınabilmektedir. Melez üçgülün yıllık kuru ot verimi 700-800 kg/da iken, diğer türlerin verimi 250-600 kg/da arasında değişmektedir.

 

 

YERALTI ÜÇGÜLÜ                ÇİLEK ÜÇGÜLÜ                MELEZ ÜCGÜL            İSKENDERİYE ÜÇGÜLÜ