•  

    Anasayfa

  • Forum
  • Blog
  • Hakkımızda
  • İletişim

ilginç bitkiler-2

 
KÜSTÜM OTU,
Küstüm otunun çok ilginç bir savunma sistemi vardır. Bu bitkinin yapraklarına dokunulduğunda birkaç saniye içinde, sapla birlikte yapraklarının gövdeye doğru yaslandığı görülecektir. Eğer bitkiyi rahatsız eden etki devam ederse bu kez küstüm otu aşağıya doğru ikinci bir hareket yaparak gövdesinin üzerindeki sivri dikenleri ortaya çıkarır. Bu da böcekleri kaçırmak için yeterlidir. Bitkideki bu hareketi gerçekleştiren mekanizma elektrik akımlarıyla başlar. Bu akım aynı insan vücudundaki sinirlerden geçen akım gibidir. Bitkinin reaksiyonları bizde olduğu kadar hızlı değildir. Bununla birlikte bitki özünü taşıyan kanallar aracılığıyla iletilen elektrik sinyalleri 30 santimetrelik mesafeyi bir-iki saniye içinde geçer. Isı ne kadar yüksek olursa, reaksiyon o kadar hızlı olur. Her bir yaprağın dibi (yaprağın sapıyla birleştiği yerde), oldukça şişkindir. Buradaki hücreler sıvıyla doludur. Uyarı buraya ulaştığı zaman, yaprağın dibindeki şişkinliğin alt yarısı aniden suyunu boşaltır ve aynı anda diğer üst yarı, bu suyu kendi bünyesine alır. Ve yaprak aşağıya doğru düşer. Böylece uyarı saplar boyunca ilerlerken, yapraklar domino taşları gibi teker teker, ardı ardına kapanır. Bu şekilde bir savunma hareketinden sonra, bitkinin tekrar hücrelerini doldurup, yapraklarını açabilmesi için 20 dakika gereklidir

GENLİSİA BİTKİSİ
Genlisianın tuzağı, hayvan bağırsağına benzer. Toprak altında dallanmış olan yaprakları, içi boş borular şeklindedir. Topraktan çekilen su bu borularda ilerler. Boruların uçlarındaki yarıklarda, bitkinin içine doğru yönelmiş bir akıntı vardır. Bu akıntı, bitkinin içinde su pompalayan tüycüklerden kaynaklanır. Su içindeki böcekler ve diğer organizmalar, akıntı nedeniyle boruların uçlarındaki yarıklardan içeri doğru sürüklenir. Bu sürüklenme boyunca geçtikleri her yer uçları aşağıya bakan kalın ve sert tüylerle kaplıdır. Tüycükler de birer sübap gibi iş görerek, böceği bitkinin içine doğru iten ikinci bir etki meydana getirirler. Kurban içerilere doğru ilerledikçe bir dizi öldürücü sindirim beziyle karşı karşıya gelir. Sonunda da Genlisianın besini olmaktan kurtulamaz


VENÜS BİTKİSİ
En az hayvanlar kadar iyi "avlanan" bitkiler de vardır. Bunlardan "Venüs" isimli bitki üzerinde dolaşan böcekleri yakalar ve bunlarla beslenir. Bu bitkinin avlanma sistemi şöyle çalışır: Bitkiler etrafından gezerek kendine yiyecek arayan bir sinek, birden bire oldukça cazip bir bitki ile, yani Venüs'le karşılaşır. Bir çanağı kavramış ellere benzeyen bitkiyi cazip kılan şey, yapraklarının dikkat çekici kırmızı rengi ve daha da önemlisi, bu yaprakların çevresindeki bezlerden salgılanan şeker kokulu salgıdır. Kokunun dayanılmaz cazibesine kapılan sinek fazla terreddüt etmeden bu ilginç bitkinin üzerine konar. Yiyecek kaynağına doğru ilerlerken bitki üzerindeki zararsız görünümlü tüylere de ister istemez dokunur. Kısa süre sonra bitki aniden kapanıverir. Sinek, ansızın üzerine sımsıkı kapanan bir çift yaprağın arasında sıkışıp kalır. Venüs bitkisi biraz sonra "et eritici" sıvısını salgılamaya başlayacak ve kısa süre içinde sineği bir tür pelteye dönüştürecek, sonra da emerek tüketecektir.

SUNDEW BİTKİSİ
Bu bitkinin yaprakları uzun kırmızı tüylerle doludur. Bu tüylerin ucu, böcekleri kendine çekecek koku içeren bir sıvı ile kaplıdır. Sıvının bir başka özelliği ise son derece yapışkan olmasıdır. Kokunun kaynağına yönelen böcek, bu yapışkan tüylere takılır. Böcek kurtulmak için debelendikçe, tüyler hayvanı daha iyi kavrayacak şekilde bükülmeye başlar. Kıpırdayamaz hale gelen böcek protein parçalayıcı salgı içinde hazmedilir. Bitkinin hareket sistemi Venüs bitkisininkine benzemektedir. Tepesinde ve sapındaki tüycükler titreşir ve diplerinde oluşan elektriksel uyarılar reaksiyonu başlatır.

Şimdi bu etkileyici avlanma sistemi üzerinde düşünelim. Bitkinin avını yakalayabilmesi ve sindirilebilmesi için tüm sistemin varolması gereklidir. Bir parçanın bile eksikliği bitki için ölüm demektir. Örneğin; yaprak içindeki tüyler olmasa böcek içerde gezmesine rağmen reaksiyon hiçbir zaman başlayamayacağından bitki kapanamayacaktır. Veya kapanma sistemi olsa ancak böceği sindirecek salgılar olmasa, tüm sistem boşa gidecektir. Bitki sinekleri cezbedecek bir koku salgılamasa, bu kez kapan kendisine av bulamayacaktır.Kısaca sistemin eksik olması demek bitkinin ölümü demektir
.
 

KUKLA GÖZÜ BİTKİSİ (DOLLS EYE)
Bebek gözü ve kukla gözü olarak adlandırılan bu tuhaf görünümlü bitki kırmızı bir sap üzerine dikdörtgen kümeler şeklinde dizilmiş beyaz meyvelerden oluşmaktadır. Beyaz meyvelerin üzerinde siyah noktalar bulunur. Bitkinin yaprakları iki dişli parçalı bir özelliğe sahiptir.(yaprağın resmi için tıklayın).Bitki mayıstan ekim ayına kadar meyve verir.

WELWİTCHİA MERBİLİS BİTKİSİ
Nambiya'nın Welwitschia Mirabilis bitkisi güzel görünmese de, onun eşsiz özellikte olduğu söylenmektedir. Bitki, yalnızca iki yaprak, güçlü bir sap ve kökten oluşmaktadır. İki yaprak, bilimkurgu filminden çıkmış bir hal alana kadar büyür. Sapı uzamak yerine kalınlaşır ve 2 metre yüksekliğe, 8 metre genişliğe ulaşır. Bu bitkinin hesaplanan ortalama ömrü 400 ila 1500 yıldır. Yağmur suyu almadan 5 yıl yaşayabilir. Welwitschia Mirabilis'in çiğ ya da pişmiş olarak çok lezzetli olduğu söylenmektedir. Genellikle acı yemeklerde kullanılan bitki "onyaga" (çölün soğanı) adını bu özelliğinden almaktadır

RAFFLESİA ARNOLDİİ

Sütleğengiller ailesinin üyesi olarak katagorilendirilmiş olan bu bitki 90cm çapındadır ve 7 ila 11kg ağırlığındadır. Yağmur ormanlarındaki iklim koşullarına göre yaşadığında salgıladığı ağır ve kötü koku, bu bitkinin yakınına yaklaşmayı istememenize neden olur. Çürümüş et gibi koku yayan Rafflesia Arnoldii, bu nedenle anavatanı olan Endonezya'da "cest çiçeği" olarak nitelendirilmektedir.
Açtığı çiçekler 3 gün ila bir hafta boyunca kalır. Saldığı koku polen yayan böcekleri kendisine çekmesini sağlar, böylece türlerin hayatta kalması sağlanmış olur


EUPHORBİA OBESE BİTKİSİ
."Euphorbia obese" olarak bilinen beyzbol topu bitkisi Güney Afrika'nın Great Karoo bölgesine özgüdür. İlginç görünümlü bitki kendi anavatanında nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olsa da, yetiştiriciliği yaygın bir şekilde yapılmaktadır.Botanik bahçeleri ve fidanlıklar türün yayılması amacıyla bitki yetiştiricileri arasında alışverişi sağlamak için çalışmaktadır.

LEŞ ÇİÇEĞİ

Leş çiçeği veya ceset çiçeği olarak bilinen titan arum (Amorphophallus titanum) dünyanın en kötü kokan çiçeğidir. Ortalama olarak iki metreye kadar bir yüksekliğe erişebilir ve çiçek açtığında yarım mil (yaklaşık 800 metre) uzaktan kokusu hissedilebilen, çürümüş et benzeri aşırı derecede iğrenç bir koku salar. Aynı zamanda, “Şeytan’ın dili” olarak bilinen bu pis kokulu çiçek, Batı Endonezya’da bulunan Sumatra yağmur ormanlarında İtalyan bitki bilimci ve gezgin Dr. Oroardo Beccari tarafından 1878 yılında keşfedilmiştir.