SIĞIRLARDA BESLEME HATALARI VE BESLENME İLE İLGİLİ HASTALIKLAR

 

1- GENETİK ÖZELLİKLER VE ÇEVRE KOŞULLARI:
İneklerin verimleri ırkına göre değişir. Yerli kara ırkı, boz ırk, kırmızı ırk gibi ırklar süt verimi az ırklardır. Besleme ve çevre koşulları ne kadar iyi olursa olsun ırk özelliklerinin sınırlarını aşamazlar. Keza erkekleri de çok iyi seviyede besi tutmazlar. Holstein, esmer ırk, simmental gibi ırklardan gelen hayvanlara ise � kültür ırkı� adını veriyoruz. Bu ırklar çok verimli olup, verimleri bakım ve besleme koşullarıyla ortaya çıkar. Tek başına ırkın iyi olmasından sonuç beklemek doğru olmaz. Kültür ırklarını iyi, kaliteli, dengeli ve yeterli yemlerle beslemek gerekir.

 

 

 

2- AHIR VE BARINAKLAR:

Sığırlar için kötü havalandırmalı ya da az havalandırmalı barınaklar yaşamı aksatacak derecede olumsuzluklar yaratır. Ahırda biriken gazlar sığırların solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmasına zemin hazırladığı gibi, iştahsızlığa, yemden yararlanmanın azalmasına sebep olur. İdrar kokulu, havası pis ahırlardaki hayvanlar az yem tüketirler, yediklerinden yararlanamazlar ve verimleri düşer. Sağlıklı, verimli sığırlar için iyi havalandırılmış veya yarı açık ahır sistemleri tercih edilmelidir. Bu konuda ülkemizde yanlış olan soğuktan korkmaktır. Ancak soğuktan değil sıcaktan korkmak yerinde olur.

3- SU TÜKETİMİ:
Sığırların önünde daima temiz su bulundurulmalıdır. Böylece su tüketimi artar. Bu konuda yapılan en büyük hata sabah-akşam su vermektir . Önünde her zaman içebileceği su bulunan sığırlar daha çok su içerler, iştahları daha iyi olur. Verimleri artar. Su ihtiyacı çevre ısısına, süt verimine ve yeme bağlı olarak değişebilir. Bir ineğin su tüketimi 35-75 litre ve hatta bunun da üstündedir. İdrar, dışkı, terleme, soluma yoluyla su kayıpları olduğunu düşünürsek 30 litre süt veren bir ineğin en az 60-70 litre günlük su ihtiyacı vardır.

4- KABA YEM:
Kuru ot, yonca, mısır silajı, yeşil otlar kaba yem grubuna girer. En önemli sorun ülkemizde samanın kaba yem olarak kabul edilmesidir. Süt inekçiliğinde samanı kaba yem olarak kabul etmemek gerekir. Kaba yemsiz sığırcılık olmaz. Kaba yem az, kesif yemi çok olan rasyonlar sığırları mide ekşimesi = yem vurması; ya da asidoz dediğimiz hastalıkla karşı karşıya getirir. İştahsızlık, süt veriminde düşme gibi problemlerin yanı sıra ölüme kadar giden daha ağır problemler de yaratan bu hastalık kaba-kesif yem dengesinin sağlanmasıyla önlenmiş olur. Yem vurması aynı zamanda tırnak çürüğü, topallık gibi hastalıklara da zemin hazırlar. Kaba yemin kalitesi kesif yemden yararlanmayı da arttırır. Günlük ihtiyaçların tümünün kesif yemlerle karşılanması mümkün değildir. Kaba yemi saman olan sığırların enerji, protein, mineral ve vitamin ihtiyaçlarının tümünü kesif yemlerle karşılamaya çalışmak yanlış olacağından, kaba yemin silaj, yonca, kaliteli ot olması tercih edilmelidir.

5- GÜNLÜK TOPLAM YEM:

Sığırlar günlük olarak canlı ağırlıklarına, verimlerine orantılı bir miktarda yem almalıdırlar. Bu yemlerin bir kısmını kaba yem olarak, bir kısmını kesif yem olarak alsalar da miktarının canlı ağırlığa orantılı olması gerekir. Daha az yem verilen bir sığır, daha az verim verecektir. Bu doğaldır. Ancak olay bununla bitmez. Sığırlarda bir takım hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin, hipokalsemi ( süt humması), ketosis, kızgınlık göstermeme, döl tutmama, iyi gelişmemiş yavru ve benzeri bir çok problemle karşı karşıya gelmek mümkündür.

6- DENGELİ YEM:
Yemler kaba ve kesif yem olarak dengeli olmakla beraber, diğer yandan protein, enerji, vitamin, mineral dengesinin de kurulmuş olması gerekir. Enerjisi düşük yemler özellikle doğumdan sonra geç kızgınlık gösterme, hiç kızgınlık göstermeme problemiyle karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde, özellikle ithal sığırlarda sık sık karşılaşılan bir sorundur. Diğer büyük sorunlardan biri de ketosis�dir. Vitamin ve mineral noksanlıkları da kemik gelişimi bozukluğundan, kızgınlık göstermemeye, kansızlıktan, ayak hastalıklarına, körlükten, deri problemlerine, süt hummasından, verim düşüklüğüne kadar bir çok hastalık ve bozukluğa sebep olur. Vitamin ve minerallerin tümünün bir arada ve dengeli olması gerekir.
Dengeli hazırlanmış yemlere sonradan yapılan ilaveler yemin dengesini bozar. Bundan özellikle kaçınmak gerekir. Doğum yaptıktan sonra kültür ırkları hızla süt vermeye yönlenirler. Bu durumda enerjisi yetersiz yemle beslenen ineklerde aşırı zayıflama görülür. Bunun sonucu doğumdan sonraki ilk kızgınlık ya gecikir, ya da hiç görülmez. Süt verimi günden güne artış göstereceği yerde azalır. Yeni doğum yapmış inekleri yüksek enerjili yemle beslemek gerekir. Böylece ketosis, abomasumun (şirdenin) yer değiştirmesi, karaciğer koması gibi hastalıklar da önlenmiş olur. Bu problemler kalsiyum-fosfor metabolizmasını da etkileyeceğinden süt humması ve kemik erimesi gibi olaylarda da artış olabilir. Bütün bunlardan çıkan sonuca göre yeni doğum yapmış kültür ırkı sığırlara özenli bir besleme rejimi uygulanması gerektiği kanaatine varılır. Bir başka çıkarılacak sonuç şudur; iyi besleme koşullarına sahip olmadıkça çok üstün verimli ineklere sahip olmanın bir anlamı yoktur.

7- KURU DÖNEM:
İneklere sağlanması gereken bir hazırlık dönemi olup, sağım doğuma 45-60 gün kala durdurulur. Bunu takiben 2-3 hafta iyi kaliteli kaba yemler verilir. Kesif yem verilmez. Ancak doğuma en az 2-3 hafta kala tekrar bir miktar kesif yem verilmeye başlanmalıdır. Gebe ineklere bu dönemde septisemi aşıları, Se ve E vitamini enjeksiyonları ile A, D, E vitamini enjeksiyonları yapılmalıdır. Kuru dönemin ikinci yarısında kesif yeme geçilmezse ve kaba yem sadece saman ise doğumdan sonra ketosis, hipokalsemi, hızlı zayıflama ve kızgınlığın gecikmesi gibi problemlerden biri veya birkaçıyla karşılaşmak adeta kaçınılmaz hale gelir.

8- YEMLERİN HAZIRLANMASI:
Yemler sığırların önüne konulmadan önce melas, silaj veya posalarla karıştırılırlarsa hem iştah arttırıcı etki yapar, hem de tozlanma önlenmiş olur. Ancak yemleri ayrıca ıslatmak, geceden suya koymak sakıncalıdır. Tükrük salgısını önleyen, yemin mayalanmasına veya bozulmasına sebep olan, işkembenin işleyişine engel olan bu uygulamalar yanlıştır.
Böyle uygulamalar yemden yararlanmayı azaltır. Diğer yandan istenirse toz yemler yerine pelet yemler tercih edilebilir. Isı ve basınç altında yapılan peletleme işleminde yemin sindirilme oranı ve besin değeri artar. Tozlanma azalır. Bütün vitamin ve mineraller peletle birlikte yapışık ve homojen duruma geçtiğinden ziyankarlık önlenmiş olur. Toz halindeki yemler dışkının yumuşamasına, işkembe ekşimelerine, karın şişkinliklerine neden olurlar. Bağırsaklardan hızla geçtiklerinden yemden yararlanma azalır. Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tane yemlerin kaba kırılmış olarak kullanılması yerinde olur. Sığır yemleri hazırlanırken un haline getirilmiş hammaddelerden uzak durulmalıdır. Sığırların alışık olmadıkları hiçbir yem birdenbire verilmemelidir. Mutlaka 1 veya 2 hafta alıştırma dönemi geçirilmelidir.
Çok taze kesilmiş yeşil bitkiler güneşte kurtulmadan sığırlara verilmemelidir. Küflenmiş yemlerden mutlaka kaçınılmalıdır. Kısa vadede olmasa bile uzun vadede problemler ortaya çıkabilir. Yemden yararlanma azalır.

Sütün kalitesini nasıl artırabiliriz ?
Ana başlıklar altında şunları sıralayabiliriz.
1.Uygun barınaklar yaparız.
2.Kaliteli ve dengeli yem yediririz.
3.Sağlıklı hayvanlar yetiştiririz.
4.Hayvanların meme sağlığına dikkat ederiz.
5.Standartlara uygun makinelerde sağım yaparız.
6.Hijyen ve temizlik kurallarına uyarız.
7.Sütü sağımdan sonra en kısa zamanda +40C soğuturuz ve temiz kaplarda muhafaza ederiz.

Kaynak: www.antalya-tarim.gov.tr