SUNİ TOHUMLAMADA DİKKAT EDİLECEKLER 

 

Süt sığırcılığı yavaş yavaş sektör haline gelmektedir. Batı bölgelerimizin birçok yerinde artık “suni tohumlama yasak” deseniz başedemezsiniz. Buna karşılık doğu bölgelerimizde, ya da hayvancılığın sektörel nitelikte değil, aile işletmesi olarak yapıldığı yerlerde suni tohumlamanın yararını anlatamamışız. Demek ki iki temel nokta var. İki ayrı yapısal grup var. Ancak tohumlamaya teşvik verilirken, bundan herkes yararlanıyor. Tohumlama niçin yapılıyor ? Süt artışı yönünden yapılıyorsa o zaman bütün desteklemelerin süte, temiz, kaliteli, soğutulmuş hijyenik ünitelere satılan süte verilmesi yerinde olur.

 

 

 

Hayvancılığın desteklenmesi, sığırcılığın geliştirilmesi, ırk ıslahı gibi konular görüşülürken gündem sadece bunlardan ibaret olmalı, bunlarla beraber sosyal, siyasal kaygılar söz konusu olmamalıdır. Ülkemizde arabalarıyla, sıvı azot termoslarıyla, her türlü alet ve ekipmanlarıyla donanmış serbest hekimler varken, önleri açıldığında her türlü hizmeti götürebilecek yetenekteyken bu güçten yararlanılmalıdır. Görülecektir ki, bileşik kaplar metoduyla her boşluk hızla doldurulacaktır.

Ayrıca düşünmek gerekir. Bakamayacağını bile bile insanlara daha yüksek süt verimli ırklardan süt ineklerini neden tavsiye ediyoruz. Irkın tek başına yükseltilmesi onlara yarar getirecek mi? Kaba yem problemi olan, silajı olmayan, hayvan beslemeden habersiz insanların başına suni tohumlama ile daha büyük dertler sarmanın gereği var mı? Yine düşünelim erkek danaların sürü içerisinde serbestçe gezdiği yörelerde suni tohumlamadan ne derece yarar umulabilir? Tüberküloz ve Brusellozun kol gezdiği yerlerde bu ırk ıslahı çırpınışlarının büyük bir kısmı boşa gitmeyecek mi? Bir konu daha ortaya atalım. Ülkemizin daha çok süte mi ihtiyacı var? Örneğin; bazı bölgelerimizde etçi ırk melezleri ile besicilik yapanlara hammadde temin edilemez mi? Süt miktarları azalmadan, et tutma yetenekleri üstün ırklar geliştirmek, ya da kullanma melezlemeleri yoluyla besi çiftliklerine dana yetiştirmek mümkündür. Bugüne kadar bilgisizlik, yanlış bilgi, tutuculuk ve saplantılar buna engel olmuştur. Halbuki bu tip danaların müşterisi hazırdır. Bunun adı “kazan”, “kazan” sistemidir, yapıldığı zaman herkes kazanacaktır.

Bazı bölgelerde ırk ıslahının sütçülük yönünde sürdürülmesi gereksizdir, israftır ve hatta bölge insanının başına dert sarmaktır. Beş litre, sekiz litre süt veren ineklere “ sütlü inek” gözüyle bakılan yerlere dişileri oniki –onbeş hatta onsekiz litre süt veren Angus ırkı önerildiğinde durumu algılayamayanlar çıkıyor. Biz, daha bu işi iyi yaptığını sananlara, sütçü ineklerin beslenmesini anlatamadık. Silajsız, kaba yemsiz, bilinçsiz süt inekçiliği yapıp, insanlar kar elde edecek, sonra da “ ırkı ıslah ettiniz” diye size dua mı edecekler ? Kültür ırkı ineklerin hala ne kadar hassas yaratıklar olduğunu unutuyoruz. İyi bakamayanın başına dert açacağını unutuyoruz. Körü körüne bir ırk ıslahı, üstelik sütçü ırklara yönelik bir ırk ıslahı sevdasına kapılmanın faydası yok.

Kayıt sisteminde neredeyiz? Progeny test uygulamalarında neredeyiz? Sürü hastalıklarıyla mücadelede neredeyiz? Sütün pazarlanmasındaki zorluklar aşıldı mı? Bu işler dört başı mamur, her şey güllük gülistanlık mı?

Son bir şey daha; desteklemeler nereye verilecekse verilsin, fatura bazında olmalı. Fatura kaydına dayanmayan hiçbir destekleme tarzı kesinlikle düşünülmemeli. “ Bu adamlar sektörün içinde yıllar geçirmiş, bu işi yapanların en eskisi, belki bir bildikleri vardır. Kulak verelim” diyen varsa önerilerimiz bunlardır. Yoksa söylediklerimizi bir mesleki dertleşme ya da mırıldanma olarak kabul edin gitsin.