MİDYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

MİDYE BİYOLOJİSİ VE YETİŞTİRME TEKNİKLERİ

 1-GİRİŞ

Mollusca filumunun Bivalvia klasisi içinde yer alan Mytilidae familyası geniş bir yayılım alanına sahiptir. Bu familyanın en önemli türleri ise Mytilus galloprovincialis (kara midye veya Akdeniz midyesi) ve Mytilus edulis (mavi midye veya Avrupa midyesi), Modiolus barbatus (at midyesi) ve Perna sp., (Afrika midyesi)’dir. Ülkemiz sularında ise Mytilidae familyasının ekonomik olarak değerlendirilen yukarıdaki türlerden Mytilus galloprovincialis ve Modiolus barbatus olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. Mytilus galloprovincialis İzmir’den Karadeniz sularına kadar toplanırken, Modiolus barbatus avcılığı en fazla Ayvalık ve civarından yapılmaktadır. Toplanan midyelerin bir kısmı taze veya işlenmiş olarak yurtiçinde değerlendirilirken önemli bir kısmı yurtdışına pazarlanmaktadır(Alpbaz, 1993; Alpbaz, 1997).

2-MİDYELERİN MORFOLOJİSİ VE BİYOLOJİSİ

Mytilid kabukları mikro yapıya sahiptirler. Ilıman bölgelerde kabuk 2 veya 3 tabakalı argonit ve kalsitten oluşurken diğer bölgelerdeki kabuklar 2 tabaka argonit ve sedef tabakasına sahiptirler(Gosling, 1992).

Genel olarak M. galloprovincialis’in kabukları ön(anteriör), arka(posteriör), ventral ve dorsal kenar olmak üzere dört kısıma ayrılabilir. Ön kenar çok kısa olup kabuklar burada birbirlerine bağlıdır. Ventral kenar bysus ipliklerinin çıktığı kenardır. Önden arkaya kadar düz bir yapıdadır. Ventralin tam tersi kenar ise dorsal kenarı oluşturur. Kavisli olması dikkat çekicidir. Posterior kenar ise midye kabuklarının açıldığı uç kısma denilmektedir. Anteriör-dorsal kenarda kabukların birbirine bağlı durmasını sağlayan boynuza benzeyen ligament yer alır. Ligament iki kabuk arasında düz bir oluk içersindedir. Ligament kabukların kapama kaslarının kapama kuvetlerinin tersi yönde bir kuvvete sahiptir. Ölen midyede kaslar kapama kuvvetini kaybettiklerinden ligamentin aksi yöndeki elastikiyetinden dolayı kabuklar açık kalır. Kabukların üzerinde umbodan itibaren küçük eliptik daireler şeklinde başlayan ve kenara paralel olarak devam eden büyüme çizgileri vardır. Midye uygun olmayan ekolojik şartlara maruz kaldığında büyüme çizgilerinde anormal bir sıklaşma, yukarı doğru kabarma veya aşağıya doğru çökme görülür. Midyelerin sağ kabukları sol kabuklarından 1mm kadar daha yüksektir (Uysal, 1970). Kabuğun ventralinde bysus yarığı vardır. Bu yarık periostrakum kıvrımlariyle örtülüdür. Hayvanın ventralinde bulunan periostrakum kıvrımları, kabuklar kapandığında yastık görevi görürler. Kabuklar kapandığında bysus ipliklerinin çıktığı bu alandan içeri su veya istenmeyen maddenin girmesini engellerler.

Kabuklara içten bakıldığında kolayca fark edilebilen iki renk görülür. Orta kısım beyazımsı sedef parlaklığındadır. Kenarlara doğru renk koyu mavi olur. Bu iki kısım birbirinden manto çizgisi ile ayrılırlar. Manto kabuk üzerinde belirgin bir iz bırakır.

Kabuklar kapama kası kesilerek açıldığında manto boşluğunda şu kısımlar göze çarpar: Kabuk içersine yerleşmiş ve buraya sıkıca bağlanmış manto lobları; anteriörde kabukların kenetlendiği gaga şeklindeki dişli kısmın hemen alt tarafında ligament ekseni üzerinde, ince yarık şeklinde bir ağız; ağız etrafında altta ve üstte birer çift olmak üzere 4 adet ağız kolu(palial palp) bulunur. Bunların birbirine bakan kısımları oluklu olup, üzerleri kirpikli epitel hücreleri ile örtülüdür. Ağızdan sonra özafagus ve ortaya yakın yerde ligament ekseni üzerinde, dil şeklinde koyu kahverengi kızılımsı renkte bir ayak ve ayağı öne, arkaya bağlayan kaslar görülür. Ayağın hemen arka tarafında bysus iplikleri, bunların çıktıkları  ve bissogen bezlerinin bulunduğu bir şişkinlik yer almaktadır. Bu şişkinliği tabiben, genital kanalların bol olarak bulunduğu mesosoma, ayağın önüne ve arkasına doğru uzanan “V” şeklinde kaslar, özafagusun iki tarafında ve kasların üzerinde, serebral ganglionlar, anteriör kasların altında ve mide etrafında koyu kahverengi karaciğer bezleri bulunur. Bunların üzerinde vücudun iki tarafında labial palplerden posteriör kapama kasına kadar, bir çift bojanus organı uzanmaktadır. Bojanus organlarının dış kenarları boyunca, kenar bantları ile vücut duvarına tesbit edilmiş, uçları serbest birçok flamentten oluşan kitap yaprağı şeklinde iki çift solungaç, longitüdinal olarak ağızın dış kenarından posteriör kapama kasına kadar uzanır. Solungaç bantları ile posteriör kapama kası arasında üreme, boşaltım ve anüs açıklıkları, dorsalde ligamentin bittiği yerden posteriöre doğru uzanan perikard boşluğu ve bu boşlukta kalp bulunur (Uysal, 1970; Seed, 1976; Gosling, 1992). Midyeler 2-100µm boyutlarında olan organik ve inorganik her türlü partikülü süzerek beslenirler. Ortalama 7-8cm boyundaki bir midye saatte 10-15lt suyu süzme özelliğine sahiptir. Midyelerin filtrasyon hızı üzerine;

-midye büyüklüğü,

-partikül büyüklüğü,

-partikül yoğunluğu,

-partikül türü,

-su sıcaklığı,

-su akıntısı etkilidir(Bayne ve ark., 1976). Midyelerde beslenme az olduğunda büyüme yavaşlar veya durur. Et verimi düşer ve gonadlarda olgunlaşma tam olmaz, alınan döller dayanıksız ve küçük olur.

Sıcaklığın 8-10oC civarında olduğu kış aylarında ise midyeler, partikül organik madde içerisinde yer alan ve canlı organizma olmayan kısmı ek besin olarak kullanmaktadırlar(Stirling ve Okumuş, 1995).

Kabuklu su canlılarında büyümeyi sıcaklık ve besin durumu etkilemektedir(Seed, 1976; Langdon ve Newell, 1990).

 3-ÜREME BİYOLOJİSİ

Midyelerde çoğalma sistemi bütün vücuda yayılmış kanallar ve kanalcıklardan meydana gelir. Kanalcıkların uçları bağ dokuda ve genital organlarda son bulur. Bu kanal ve kanalcıklardan meydana gelen sistem, manto loblarının her tarafındaki bağ dokusu içersine yayılmış durumdadır. Üreme zamanlarında, genital organların bulunduğu manto dokusu tamamen cinsiyet hücreleri ile doludur. Bunlar mesosomada, perikardial boşluğun hemen altında, vücudun yan duvarlarında, karaciğerin hemen üzerindeki dokularda yayılırlar. Genel olarak üreme sistemi solungaçlar, kaslar ve ayak hariç vücudun her tarafına yayılmıştır. Mantonun anteriöründe yani karaciğerin üstünde , lateralde ve mesosomada mevcut kanallardan gelen kanalların birleşmesi ile oluşan genital kanal, mantonun iç yüzeyine , buradan arkaya döner; vücudun diğer tarfından gelen diğer kanal ile birlikte bir kanal halinde ventral kanalda solungaçların kenarına paralel olarak uzanır ve posteriör kapama kasının hemen yanından dışarı açılır. Burası canlının çoğalma organı açıklığıdır ve kontrolü altında açılıp kapanır(Seed ve Suchanek, 1992).

Bütün mantoya yayılan genital organlarda ve vbağ dokusunda üreme mevsimlerinde , yoğun olarak cinsiyet hücreleri görülebilmektedir. İzmir Körfezi’nde midyeler Eylülden Mayıs-Hazirana kadar döl verebilmektedirler. Fakat en yoğun döl verimi Eylül-Ekim ve Mart-Nisan aylarında olmaktadır. Midyeler döllerini bıraktıktan sonra 1 ay içinde kendini tekrar toplayarak yeni döl üretmektedir.

Midyeler ayrı eşeyli olup, olgun erkeklerde gonadlar krem-beyaz, dişilerde ise portakal sarısı tonlarındadır. Kabuklar kapalı iken cinsiyet ayrımı yapılamaz. Ancak midye kabuğunu su içinde hafif açtığında renklenme fark edilebilirse cinsiyetleri hakkında konuşulabilir.

Yumurta bırakma süresi ve miktarı bulundukları ortamdaki besin türlerine ve bolluğuna, tuzluluk ve su sıcaklığına bağlı olarak değişmektedir.

3.1. Midyelerde Gonad Gelişim Safhaları

Midyelerde gonad olgunlaşma süreci 4 aşamada tamamlanır:

Dinlenme Safhası: Canlı bu safhada, seksüel dinlenme safhasındadır. Bağ dokusu iyi gelişmiştir. Manto fildişi rengindedir. Manto dokularında foliküller yoktur.

Safha 1-Bu safhada, genital kanalların epitelial tabakalarından cinsiyet hücreleri meydana gelmeye ve foliküllerde gametogenez görülmeye başlar. Foliküller hızla artarak monto dokusunu kaplar. Erkekte çoğalma kanalcıklarında spermatidler, dişide germinal epitelyumdan tomurcuklanma ile meydana gelen oositler bulunur. Bu safhada, foliküllerin gelişme derecesine ve bağ dokusundaki glikojen miktarına göre, biraz değişiklik göstermesine rağmen manto rengi dişilerde kırmızı kahverengi veya portakal renginde, erkeklerin ise açık portakal sarısıdır.

Safha 2-İyi gelişmiş foliküllerde olgun olmayan sperm ve yumurtalar bulunur. Foliküllerde yağ hücreleri görülür ve glikojen miktarı artar. Erkeğin mantosu kahverengi toprak renginde ve çok fazla foliküllerle kaplıdır. Dişinin mantoso portakal kırmızı tonlarında olup, bunun üzerinde kayısı renginde ovaryumlar tesbit edilir. Erkeğin mantosu dişininkinden daha düzgünce bir görünüştedir.

Safha 3-Bu safhada midye olgundur. Mantonun bağ dokusu hemen hemen foliküllerle kaplıdır. Manto şişkincedir. Manto dişilerde portakal veya kırmızımsı, erkeklerde ise süt beyaz veya kirli beyazdır.

Safha 4-Midyeler bütün cinsiyet hücrelerini dökmeye başlarlar. Bu esnada manto incelir ve şeffaflaşır. Üreme hücrelerini dökme aralıklı bir şekilde devam ederse, bu esnada erkeklerin mantosu beyazımsı, dişilerinki ise kırmızımsı olur.

Üreme mevsiminde boşalan genital organlar, tekrar cinsiyet hücreleri ile doldurulur. Üreme hücrelerinin tekrar olgunlaşması ekolojik şartlara bağlı olarak, bir ayı geçmemek üzere değişir.

Yaz aylarında folikül teşekkülü durur. Canlı bu dönemde seksüel dinlenme aşamasındadır.

Midyeler ayrı eşeyli olmakla beraber çok nadir olarak hermafroditlik görülür (Lubet, 1959; Sugiura, 1962). Manto içersindeki dokularda gelişen sperm ve yumurtalar olgunlaşınca genital kanallardaki siller vasıtası ile dışarı atılırlar. Bu hücrelerin dışarı atılmasında bazı uyarılar etkili olmaktadır. Erkeler spermlerini ince uzun ip şeklinde su içine fışkırtarak 3-5cm mesafeye yayarlar. Sperm salımından sonra midye etrafındaki suyun rengi sütümsü bir renk alır. Dişiler de yumurtalarını üreme organı açıklığından ince uzun paketler halinde 2-3cm mesafeye yayarlar. Paketler halinde suya bıakılan yumurtalar kürevi bir şekil aldıktan sonra, birbirlerinden ayrılarak pembe veya kırmızı bir renkte zeminde birikirler. Üreme hücrelerinin bırakılması bazen devamlı olarak 2-3 saat ve bazen de aralıklı olarak 2-3 gün devam edebilir. Eğer cinsiyet hücrelerinin hepsi bırakılmaz içeride kalırsa, hücreler dejenere olur ve vücut taraından absorbe edilir(Field, 1922). Dalgalar ve su hareketleri suya bırakılan yumurta ve spermlerin yayılıp birbirine karışmasına ve döllenmenin olmasına neden olur. Ortalam bir dişi 5-12milyon arası yumurta üretebilir.

Olgun yumurtalar alesital tipte, soluk kahverengi, küre şeklinde ve 60-70µm çapındadır. Yumurtaların ortasında kısmında nukleus, nucleus etrasında da yumurta granülleri yer alır.

Spermler toplu iğne şeklinde olup, baş, boyun ve kuyruk bölgelerinden oluşur. Sperm 3.5-5µm’dur. Spermlere hareket sağlyan kuyrukları ise 40-60µm arasında değişen uzunluklara sahiptir.

 3.2 Midyelerden Döl Alım Yöntemleri

Doğal şartlar altında gonadları olgunlaşmış midyeler uygun şartlarda(sıcaklık, tuzluluk gibi) döllerini suya bırakırlar. Eğer gonadları dolu midyelerin dölleri bir seferde alınmak isteniyorsa bazı uyarı yöntemler(şoklar) uygulanarak midyenin döllerini suya bırakması sağlanır.  Midyelerin ortam sıcaklığından 8-10°C düşük ve yüksek sıcaklıktaki sularda 1-2dk. bekletilmesiyle termik şok, bulundukları suya düşük voltta elektrik verilmesiyle elektrik şoku, addüktör kasının bir iğne ile uyarılması ile mekanik şok ve manto boşluğuna KCl solusyonu verilmesi ile kimyasal şok yapılmış olur. Şok yöntemler ile elde edilen fazla sperm solusyonu anaç tanklarına bırakıldığında uyarılmamış dişilerin döllerini bıraktıkları görülür.

 3.3Yumurtaların İnkübasyonu ve Larva Özelikleri

20°C’de ilk bölünme döllenmeden yaklaşık 45 dak. sonra olur. Döllenmeden 24 saat sonra silli trakofora safhasına ulaşılır. Bu safhada büyüme ve hareket çok hızlı olup, larva sillerini kullanarak hareket eder.

30 saat sonra, trakofora larvasında sindirim sistemi ve dorsal bölgenin posteriör tarafında, kabuk bezinin faliyeti sonucunda kalınlaşan bir kabuk görülür. BU kabuk hızlı bir şekilde gelişerek önce tek, daha sonra sağ ve sol tarafta olmak üzere iki kabuk haline gelir. Önceleri küçük olan kabuklar döllenmeden 40 saat sonra tüm vücudu kaplar. 48 saat sonra kabuklar tamamen vücudu örterek, boyu 95 µm, eni 70µm ve kalınlığı 70µm “veliger” larva safhasına ulaşılır. Bu safhada bir velum üzerinde uzun bir kamçı ve bunun etrafında siller görülmektedir. Bir tehlike anında velum kabuk içine çekilerek kabuklar kapama kasları ile sıkıca kapatılır(Bayne ve ark., 1976).

Midye larvaları yaklaşık olarak 2-4 hafta planktonik bir yaşam sürerek su sütununda aktif olarak yüzer ve beslenirler. Larva 140-150µm boya ulaştığında kabukların bağlandıkları noktada yuvarlanmış umbo görülür. Bu değişim ile larva, düz menteşeli durumdan umbo safhasına geçer. Larva 210-230µm boya ulaştığında umbo yavaş yavaş menteşeden yayılır ve küçük bir tomurcuk halini alır. Kabuk boyu 220-230µm’ye ulaştığında larvada bazı yapılar gelişmeye başlar. Göz noktası gelişir ve larva 245µm’ye ulaştığında kaybolur. Larva 195-210µm iken ayak oluşur ve 215-240µm boya ulaşan larvalarda ise ayak aktif hale gelir.

Yaklaşık 260µm’ye ulaşan larvalar pediveliger denir ve bu aşamada metamorfoz geçirmeye hazırdırlar. Bununla beraber uygun bir substrat olmadığı taktirde metamorfoz 10°C’de 40 günün üzerinde 20°C’de 2 gün ertelenebilir. Metamorfozun gecikmesi durumunda büyüme çok azalır ve velum kısmen dejenere olur. Larva beslenemez ve yüzme bozulur. Ölüm oranı artar(Dare, 1976).

3.4 Larval Gelişim

Midye larvaları 15–30 gün içinde metamorfoz aşamasına ulaşır ve yerleşmeye başlarlar. Larval yaşam süresi yeterli ve uygun besine, sıcaklığa, tuzluğa ve diğer değişkenlere bağlıdır. 3 haftalık bir larval dönem sonunda larva ağırlığı 0.1µg’dan 1.0µg’a ulaşır. Larva günlük olarak ağırlığının %30-60’ı kadar besine gereksinim duyar.

Larva ölümleri su ortamında var olabilecek predatör organizmalardan kaynaklanabileceği gibi su kalitesindeki ekstrem değişikliklerden de kaynaklanmaktadır. Birçok vertebrate ve invertebrate bu hareketli larvaları besin olarak tüketebilmektedir. Bivalv larvalarının bulunduğu bir stoğun %3’nün poliket (Neptys ciliata) larvaları tarafından günlük besin olarak kullanılabilmektedir. Diğer ölümler ise aynı türün veya diğer suyu süzerek beslenen türlerin ergin bireyleri tarafından da bu larvalar filtre edilebilmektedirler.

 3.4.1Büyümeye sıcaklığın etkisi

Midye larvalarında kabuk boyuna göre büyüme eğrisi bazı verilerde linear olmasına karsın genelde sigmoidal şekildedir.Midye larvaları 5°C’de büyüme durur. Sıcaklık 10-16 arasında büyüme oranı artar ve yüksek sıcaklıklarda ise büyüme yavaşlar veya bazı populasyonlarda durur. Bu sıcaklık aralıkları populasyonların bulundukları bölgeye göre az değişiklikler gösterir.

3.4.2 Büyümeye tuzluluğun etkisi

Bazı midye populasyonlarında büyüme ‰19’da durur, ‰30-32’de ise normal büyüme gösterirken, bazı pulasyonlarda ise ‰14 tuzlulukta bile büyümenin olduğu tespit edilmiştir.

Midye larvalarının büyümesi üzerinde tuzluluk ve sıcaklık birbirleri ile ilişkili ve larvalar üzerinde etkili parametrelerdendir. Optimum larval büyüme 20°C’de ve ‰25-30 tuzlulukta olur. Büyüme sıcaklık 25°C‘ye çıktığında ve 10°C’nin altına düştüğünde, tuzlulkise ‰40 gibi yüksek veya çok düşük olduğunda azalmaya başlar. Midye larvalarının Büyüme istekleri dar tuzlukluk ve sıcaklık aralığındadır. Bu hayatta kalmaları için duydukları istekten daha dardır.

3.4.3 Larval Beslenme

Midye larvaları süzebilecekleri büyüklükte olan her partikülü filtre edebilmektedirler. Kültür şartlarında bu süzülen maddelerin değerlendirilmesi ve değerlendirilenlerin de besinsel kalitelerinin iyi olması istenir. Larva besini olarak kullanılabilecek birçok alg hücresi üzerinde araştırmalar yapılarak bunlardan hangilerinin uygun besin olduğu tespit edilmiştir.

Chlorella sp. hücre duvarının kalın olması ve metabolik artıklarının bivalve larvaları için toksik olması nedeni ile kabuklu larvalarının beslenmesinde tercih edilen bir fitoplankton türü değildir. Daha çok hücre duvarı olmayan flagellalı hücre türleri besin olarak tercih edilmektedir. Verilecek besin miktarı kültür sıcaklığına, larva sayısına ve alg kültür yaşına bağlı olarak değişir. Tek tür ile besleme yapmaktan ziyade karışık türler ile yapılacak besleme ile larvalar daha hızlı bir büyüme gösterirler. Isochrysis galbana, Monochrysis lutheri, Phaedactylum tricornutum, Dunaliella tertiolecta, Tetraselmis suecica, Chaetoceros calcitrans larva beslemede kullanılan başlıca fitoplankton türlerindendir(Bayne ve ark., 1976).

3.4.4 Metamorfoz ve Substrat Seçimi

Pediveliger larvalar zemine iner ve ayağı ile sürünerek uygun yer arar. Midye kültür halatları gibi uygun bir substrat bulduğunda, pediveliger larvalarda yerleşme işlemi başlar. Bunun için bysal bez salgılarıyla kendini substrata yapışır. Bu işleme yerleşme adı verilir. Bu onun sesil hayata geçişinin başlangıcıdır. Midye kendini bysus iplikleri ile yapıştırdığında velum tamamen kaybolur ve suda yüzme aktivitesi sona erer. Midye larvaları filamentli yapıları yapışmak için tercih ederler. Düz, ürüzsüz bir zeminden çok pütürlü ve üzerinde fouling organizmaların tutunduğu yüzeyleri tercih ederler. Bu tercihlerinde kimyasall cezbedilicilikten çok, morfolojik cezbedici özelliği söz konusudur(Dare, 1976).

 4-MİDYE YETŞTİRME TEKNİKLERİ

Midyelerin üreme döneminin uzun olması nedeni ile doğal ortamdan yavru bireyler uygun sistemler ile kolaylıkla temin edilebilmektedir. Laboratuvar şartları altında başarılı bir şekilde yumurtlatılıp larva yetiştiriciliği yapılabilmesine karşın larva kültürü üreticilere ek bir maliyet getirmektedir. Bu sebeple tam kontrollü yumurtadan pazara yetiştiricilikten ziyade yarı kontrollu olarak yavru aşamadan pazara kadar kültür uygulamaları yapılmaktadır. Yumurta ve larva çalışmaları daha çok biyolojik, fizyolojik ve genetik çalışmalar için yapılmaktadır. Bir diğer yumurta ve larva üretim nedeni ise deniz balıkları ve krustase larvalarına zooplankton olarak ek beslemede kullanılmak amacıyla üretilmektedir.

4.1 Yavru Toplama

Midye üreticileri için yavru toplama işlemi kültür içim önemli bir bölümü oluşturur. Yetiştiriciler ihtiyaç duydukları yavruları kendileri toplayabilecekleri gibi sadece bu iş ile uğraşan kişilerden de satın alarak yavru ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.

Genellikle larva biyolojisinden yararlanarak pelajik-planktonik yaşamdan sesil yaşama geçerken midye stoklarının olduğu bölgelere midye larvalarının yapışmaları için cezbeden kollektörler bırakılır(Dare, 1976). Bu kollektörlere tutunan genç bireyler kültür alanlarına taşınarak uygun kültür sisteminde büyümeye alınırlar.

Doğal ortamdan kollektörler vasıtası ile yavru midyelerin toplanmasında aşağıdaki konulara dikkat edilir:

-Midye yataklarının olduğu bir bölge olmalıdır

-Midyelerin üreme döneminde kollektörler denize bırakılmalıdır.

-Fouling organizmaların az olduğu veya tutunmalarının az olacağı dönemde kollektörler denize bırakılmalıdır. Bu alanlara kollektörler bırakılmadan önce ön çalışmalar yapılmalı ve midyelerin ürediği fakat fouling organizmaların az olduğu zaman seçilmelidir. Eger fazla olursa midye yerine bu organizların toplanması gerçekleştirilmiş olur.

-Yavruların tutunmak için tercih edecekleri kollektörler seçilmelidir.

-Düz olmayan, pürüzlü ve filamentli yapılar kollektör olarak kullanılmalıdır.

4.1.1 Kollektörler ve Özellikleri

Günümüzde midye yavrularının toplanması için kullanılan birçok kollektör materyali vardır. Bunlar doğal materyaller (bitki liflerinden hazırlanan halatlar, Manila halatları) ile sentetik (polypropilen ) halat ve sentetik (polyetilen) ağlardır. Kuzey Amerika’da denize sarkıtılan polipropilen halatlar ile denize bir perde gibi bırakılan farklı göz açıklığındakı polietilen ağlar kullanılmaktadır. Günümüzde en fazla kullanılan ve en iyi sonucu veren materyall hindistan cevizi liflerinden hazırlanan halatlardır. Bu halatlar filamentli yapısı nedeni ile midye yavru toplamada etkili sonuçlar vermektedir.

Yavru toplamak için kazıklar kullanıldığında, bunların üzerinde balanusların ve kırmızı alglerin yapışmasını beklemek gerekmektedir. Midye spatları bu yapıların üzerine ağaç materyale oranla daha fazla tutunmaktadır.

Kollektörlerin denize bırakılma zamanı kadar, denizdeki konumları da önemlidir. Halatlar denize dik durumdan ziyade deniz yüzeyine paralel olacak şekilde bırakılırlar. Kollektörlerin denize bırakılma derinliği de önemlidir.

Midye yavruları su yüzeyine yakın yüzeylere yoğun miktarlarda tutunurlar. 3 m derinliğe bırakılan bir polipropilen halatın 1cm2’lik yüzey alanına tutuna yavru midye(spat) sayısı 100 iken 10 m derinliğe bırakılan halat üzerine tutunan spat sayısı 10’a düşmektedir. Bu sayı farklı bölgelerde değişebilir. Fakat derinliğe bağlı olarak midye spatlarının tutunma oranı azalır. İspanya’da Fuentes ve Molares (1994)‘de yaptıkları bir çalışmada 9 metreden 11.2 spat/4cm2, 5 metreden 29.1 spat/4cm2 ve 1 metreden ise 35.3 spat/4cm2 elde etmişlerdir.

Eğer kollektör olarak ağlar kulanılıyorsa bu ağların göz açıklıkları önemlidir. 22mm göz açıklığındaki bir ağa tutunacak spat sayısıs 13mm göz açıklığındaki bir ağa göre çok daha az olacaktır. Bu şekilde tutunmanın fazla olduğu alanlarda spat toplama kontrol altına alınabilkir. Ayrıca Büyük gözlü ağlarda daha az midye tutuduğundan midyelerin büyümesi için daha geniş bir alan sağlar.

Halatların uzunluğu ve çapları ülkeler ve spat toplayan üreticilere göre bazı farklılıklar gösterebilir. Maine’de13mm çapında ve Manila halatları kullanılırken, 16mm çapında ve 8m uzunluğunda polipropilen halatlar kollektör olarak kullanılmaktadır.

Her üretici kendi şartlarında en iyi sonucu veren kollektörü tercih etmelidir. Bir bölgede ve ya ülkede başarılı bir şekilde kullanılan materyal aynı sonucu başka bir yerde göstermeyebilir.

Diğer bir yavru toplama yöntemi ise dreçler ile midye yavrularının bol olduğu alanlarda avlanmasıdır. Pazara sunulmak üzere yapılan midye hasatları esnasında da var olan küçük bireyler ayrılarak tekrar büyümeleri için yetiştirme alanlarına bırakılmaktadırlar. İspanya’da kıyılardan midye yavruları elle toplanmaktadır.

Yavru midyelerin yoğun olduğu alanlardan toplanan midyelerin zaman kaybetmeden kültür alanlarına taşınması gerekmektedir. Böylece midyeler daha az strese maruz kalırken büyüme ve yaşama oranları da yüksek olur.

4.2 Kültür Yöntemleri

Avrupa’da midye kültürünün 700 yıl önce Fransa’dan ağaç kütükler ile yüklenen geminin 1235 yılında kaza yapması sonucu başladığı bilinmektedir(Mason, 1971). Gemiden kurtulan Patrick Walton adlı bir gemici üzerine ağ koyarak ağaç kütüklerini  deniz kuşlarını yakalamak için kullanmıştır. Bu işlem için tam başarılı olamamıştır. Fakat bu esnada bu kütüklere fazla miktarda midyelerin turtunduğunu gözlemiştir. Böylece bu kazıkları midye toplamada ve büyütmede kullanarak besinini temin etmiştir. Küçük nbir değişiklik ile Waltson sistemi günümüzde kazık kültür sistemine dönüşmüştür. Bu sistem halen Fransa’nın batı kıyılarınsda kullanılan en etkili sistemdir.

13.yy’dan sonra Avrupa’da birçok midye kültür yöntemi geliştirilmiştir. Genel olarak 4 temel kültür yöntemi vardır. Bu yöntemlerin etkinliği ülkere göre değişiklik göstermektedir. Son yarım yüzyılda bu kültür yöntemlerine 1 yeni yöntem ilave olmuştur. Bu yüzen halatlarda yapılan midye kültürüdür.

Kültür yöntemlerini genel olarak zeminde ve zeminden uzakta olmak üzere ikiye ayırabiliriz:

1- Zeminde

-Dip Kültürü

2- Zeminden uzak

-Kazık veya kütüklerde kültür

-Raf kültürü

-Sallarda kültür

-Halatlarda kültür olarak sınıflamak mümkündür(Mason, 1971).

4.2.1 Kültür Alanının Seçimi

Midye kültürüne başlamada önce yetiştiriciliği yapılacağı alanın dikkatle seçilmesi gerekmektedir. Kültür alanının midyelerin hızlı büyüyüp gelişmesine izin verecek sıcaklık, tuzluluk değerlerine,belli bir su akıntısına, yeterli ve uygun besin miktarına sahip olmalıdır. Toksik planton patlamaları ile evsel ve endüstriyel girdiler olmamalıdır. Uygulanak üretim sistemi arazi şartlarına uygun olmalı ve sistem deniz ulaşımı üzerinde kurulmamalıdır.

4.2.1.1 Dip Kültürü

Bu yöntemde genel prensip midye yavrularının çok bol olan yerlerden toplanıp daha hızlı büyüyüp, daha fazla et dolgunluğuna sahip olacağı alanlara seyrek olarak bırakılmasına dayanır.

8-13mm büyüklüğündeki 1 yıllık olan midye yavruları doğal midye yataklarından dreçler yardımı ile toplanırlar. Taze olarak tüketime sunulacak olan güçlü addüktör kasına sahip kalın kabuklu midyeler gel-git etkisindeki deniz alanına bırakılırken ince kabuklu olup işlenecek midye yavruları 3-6m derinliğindeki kültür alanlarına tasınırlar. Bu midyeler bu alanlarda 18-24 ayda 7cm olan pazar boyuna ulaşırlar. Bazı Hollanda’lı üreticiler %30-40et verimi elde edebilmek için midyeleri 2.5-3 yıl sonra hasat etmektedirler.

Bazı zeminler çamurlu yapıya sahip olabilir. Bu durumda midyelerin hasatı yine dreçler yardımı ile olur. Bu midyeler beslenmeleri esnasında bünyelerine bu çamur materyalinden de alırlar. Bu durumdaki midyeler pazara sunulmadan once taşlı veya çakıllı bir zemine yerleştirilerek var olan çamur birikintisinin temizlenmesi sağlanır(Hurlburt ve Hurlburt, 1980).

Bu yöntem yaklaşık 150 yıldır Hollanda’da başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Ortalama midye yataklarından 5.5kg/m2 verimle 22ton/dönüm/yıl midye hasatı yapmaktadırlar.

4.2.1.2 Kazık veya Kütüklerde Kültür

Fransa’nın Atlantik, Britany ve Normandy’nin kuzey kıyılarında yaygın olarak kullanılan bir kültür yöntemidir. Bu kıyılar rüzgarlara karşı korumasızdır. Gel-git çok fazla olduğu için su sıcaklığı 4-21°C arasında tuzluluğu ise ‰29-34 arasında sezona bağlı olarak değişmektedir. Bu aşırı gel-git’in yetiştiriciler açısından dezavantajı olduğu gibi avantajları da vardır. Sular çekildiğinde üreticiler midye kazıklarında çalışmalarını yaparlar(Goulletquer ve ark., 1994).

Meşe ağacı en iyi kazık materyalidir. Genellikle 20cm çapında 3m uzunluğunda kazıklar kullanılmaktadır. Bu kazıklar deniz tabanına 1.5-2m dışarıda kalacak şekilde çakılırlar. Kazıkların alttan30cm’lik kısmına deniz yıldızlarının, yengeçlerinve diğer predatör organizmaların tırmanmasını engellemek için pürüzsüz plastik sarılır. Kazıklar 1m aralıklar ile dikilir ve her kazık sırası arasında 3m mesafe bırakılır. Bu aralıklar bölgeden bölgeye değişiklik gösterir. Bu kazık sıraları arasında sular çekildiği zaman at arabaları, traktörler, bisikletler ile gidilerek çalışmalar yapılır. Gel-git’in az olduğu bölgelerde ise ulaşım aracı olarak tekneler kullanılır. Kazıkların kültür alanı üstte kalan 1.5m’lik kısımdır. Walton’un gelmiş olduğu Aiguillon körfezi’nde 2.5 milyon kazık (Her sırada 50 kazığın kullanıldığı ve 50 000’den fazla sıranın olduğu) kullanılır. Toplam olarak Fransa kıyıları boyunca 1100km’lik bir alanda kazık kültürü yapılmaktadır(Bardach ve ark., 1972).

Gel-git’in az olduğu alanlarda yavru midyeleri toplamak amacıyle doğal midye yataklarının olduğu yerlere halatlar(kollektörler) bırakılır. Birkaç hafta içinde midye yavruları bu halatlara yapışır. Yavru midyelerin tutunduğu bu halatlat kazıkların bulunduğu alanlara taşınır. Gel-git’in fazla olduğu bölgelerde ise yüksek su akıntısı (hareketi)olduğu için midye yavrularının tutunmasını engeller. Bu nedenle bu bölgelere yavru midyelerin tutunduğu halşatların taşınması çok önemlidir. Spatların tutunmuş olduğu kollektörler kazıklar üzerine tek tek sarılır. Bu sarma işlemi esnasında halat kazık üzerine bir çivi yardımı ile sabitlenir. Daha sonra “S” ve “Z” şeklinde sarılırlar. Bu midyeler çok kısa bir süre içinde büyüyerek kazığın tamanını kaplarlar. Başlangıçta kollektör üzerinde tutunmuş midye sayısı çok olduğu için büyüyen midyeler sıkışır. Midyelerin hızlı büyümeye devam edebilmeleri için kazıklardaki midlere kazınarak toplanır. Bu amaçla mekanik alatlerden yayalanıldığı gibi sular yükseldiğinde tekne ile kazıların yanına gidip kepçe benzeri bir kenarı bıçaklı bir aparat ile elle da toplanabilir. Bu işlem zaman alıcı ve işçiliği fazla olduğu için ekonomik durumu iyi olan üreticiler mekanik olarak çalışan aletlerden yararlanır. Bunlar alt kısmı açılabilir sert plastik ile kapatılıp açılabilen iki kapaktan oluşan bir büyük silindir tüptür. Tekneden elektronik olarak kontrol edilir. Alt kapaklar kapatılır. Bir vinç yardımı ile silindir kaldırılıp tekneden kazığı tamamen içine alacak şekilde geçirilir. Alt kapaklar yine tekneden kontrol edilerek sıkıca kapatılır. Vinç yardımı ile yukarı çekilirken midyelerde sıyrılarak bu silindir. İçine dolar. Tekneye alınan silindir içindeki midyeleri tanklara boşaltılır. Bu alet aynı zamanda midyelerin hasatında da kullanılmaktadır.

Kazıklardan toplanan mnidye yavruları 15cm çapındaki ve 2m uzunluğundaki plastik ağdan hazırlanmış Bu esneyebilen silindirler tekrar aynı şekilde kazıkların üzerine sarılırlar. Bu işlemden sonra 6-7cm olan Pazar boyuna midyelerin ulaşması 12-18 ayı alır. Bu midyeler 20 kg’lık torbalar içinde pazarlanırlar. Midye kültür alanları Fransız hükümeti tarafından toksik organizmaların açısından takip edilir. Böyle bir tehlike görüldüğünde ise midye hasatı tehlike geçene kadar durdurulur. Midye kültür alanları hükümetten kiralanır ve çoğu aile işletmesidir. Birkaç büyük çiftlik dışında(75 000 kazık ile çalışan) genellikle 15 000-20 000 kazık ile üretimi gerçekleştiriler. Bir kazıktan 9,1-11,3kg/yıl canlı midye ve ya 4,5kg/yıl et hasatı yapılabilmektedir. Bir dönüm alandan bir yıl içinde 5 ton canlı midye veya 1 800 ton et üretimi yapılabilmektedir.

Fransa’da midyeler taze tüketilir. Üretimin büyük bir kısmı iç tüketimi karşılamak için yapılır. Talebin fazla olduğu yıllarda ise komşu ülkelerden midye ithal ederler.

4.2.2 Sal Kültürü

İspanya’nın Kuzeybatı Atlantik kıyılarında 5 körfez vardır. Bu körfezlerin kıyıları denize dik ve sarptır. Bunların toplam uzunluğu 24km genişliği ise 3-10km olup ortalama 30m(max.60m) derinliğe sahiptirler. Körfezlerin ağız kısımları adalar tarafından okyanus fırtınalarına ve dalgalarına karşı korunmaktadır. Yıllık yüzey su sıcaklığı 9-21°C ve tuzluluğu ise ‰35 ‘dir. Bu alanda Sal kültürü 30 yıldan beri uygulanmaktadır.(Figueras, 1989; Figueras, 1990; Fuentes ve Molares, 1994)

Midye kültüründe kullanılan sallar oldukça basit malzelerden yapılmaktadır. İlk kullanılan malzemeler eski tekne gövdeleriydi. Daha sonraları sallar 4-6 köşeli duba ve ya yüzdürülen metal aksamdan yapılmaya başlamıştır. Günümüzde en yaygın kullanılan malzeme ise strafor ve fiberglas materyaldir. Ahşap salların ana bedeni oluşturan çerçeve 5cm2’lik yüzey alanına sahip okalüptüs ağacından hazırlanan krişlerden hazırlanmaktadır. Herbir kriş 45-50cm aralıklar ile ana bedene sıkıca bağlanmaktadır. Bu salların büyüklükleri değişmekle beraber ortalama 23m x 23m olacak şekilde hazırlanır ve bu sala 700 halat asılabilir. Ana beden yüzdürücüler ile alttan desteklenerek batması engellenir. Sallar her iki ucundan beton ağırlıklar ile deniz dibine yaklaşık 20 tonluk beton ağırlıklar ile sabitlenir. Böylece salın bir alanda sabit kalması sağlanmış olur. Sallara asılan halatları uzunluğu 9m’dir. Bu halların uzunluğu deniz tabanına değmeyecek şekilde ayarlanır. Böylece midyeler deniz yıldızlarının, yengeçlerin ve diğer dipte yaşayan predatör organizmaların zarar vermesi engellenmiş olur. Sonbaharda sahil boyunca taşlara tutunmuş olan yavru midyeler toplanır ve suda birkaç çinde eriyebilen rayon fileleri içerisine bir halat ile yerleşririlirler. Fileler sallardan sarkırılırlar. File eriyene kadar midyeler file içindeki halata bysus iplikleri ile tutunurlar.Bu midyeler bir yıl içinde 8-10cm boya ulaşırlar. İlkbaharda ise sallardan boş halat kollektörler sarkıtılarak yeni midye yavruları toplanmaktadır(Bardach ve ark.,1972). Midyeler halatlara tutunduktan sonra pazar boyuna ulaşması 18 ayı alır. İspanya bu şekilde sallarda yetiştirlen midyeler hızlı büyümeleri ve et oranlarının yüksek olması nedeni ile dünyaca bilinen en kaliteli midyelerdir. Midyelerin et verimi %35-50 arasında değişir.

Kültür esnasında midyelerin birkaç kez seyreltilmesi gerekmektedir. Böylece hem midyelerin büyüme hızları düşmemekte hem de halatların aşırı ağırlıktan dolayı kopması engellenmiş olmaktadır. Bu işlem ile bir halat 2-3 halata bölünebilmektedir. Bu halatlar 13mm naylon veya 25mm esparto bitkisinden hazırlanmaktadır. Halatların her 40-50cm’sine 30cm boyunda ve 20mm kalınlığında tahta çubuklar yerleştirilerek halat üzerinde büyüdükçe ağırlaşan midye kümelerinin aşağıya kaymasını engellemektir. 9m uzunluğundaki bir halat 113kg /yıl midye üretir. 700 halatlı bir ise 80 ton kabuklu midye üretir. Bu da 41 ton midye eti demektir. Yoğun olarak midye üretiminin yapıldığı alanın 1 dönümünde ise 90 800kg midye eti yıllık olarak üretilebilmektedir. İspanyol midye üreticileri diğer canlıların kültürü ile uğraşan üreticilere göre midyelerin doğal ortamdan yararlanarak büyümesi, herhangibir ek masrafı ve yapay besleme sorunun olmaması nedeni ile 200 kat daha karlıdırlar. Bu halatların hasatı vinçli tekneler ile yapılır. Halatlar vinç ile kaldırılır teknede bulunan bir metal sepet içine Sal bağlantıları kesiler yerleştirilir. Hasat edilen midyeler İspanya içi veya dışına satılmadan önce kanunlarına göre mutlaka 24 saat depurasyon işlemine tabii tutulmalıdır. Bu basit depurasyon işleminde midyeler tanlara alınır. Hafif klor solusyonu içeren sürekli deniz suyuna 48 ssat maruz bırakılırlar. Böylece midyeler bünyelerinde bulunabilecek istenmeyen maddeleri bu ytemiz akışkanlı suya bırakarak etleri temizlenmiş olacaktır. Bu işlemden sonra midyeler bu klorlu sudan çıkarılır ve süzülür, 3 saat sularının akması beklenir ve 15 kg’lık fileler içerisinde soğutmanın olmadığı kapalı bir araç içinde 3 gün gibi uzun süre dayanabilirler.

İspanya’da deniz alanı ve sallar hükümetten kiralanmaktadır. Bir aile ortalama büyüklükteki 2-4 midye salını rahatlıkla idare edebilmektedir. Büyük şirketler ise 20-30 Sal ile çalışmaktadır. İspanya üretiminin %95’i Galiçya körfezlerinden yapılmaktadır. Üretimin %25’ Fransa ve Italya’ya satılmaktadır.

 4.2.3 Halatlarda Kültür

Bu sistem deniz yüzeyine horizontal serilen ana halat bedeninden ve bunların yüzdürücülerinden oluşur. Bu ana bedene vertikal olarak hem kollektör amaçlı halatlar asılabileceği gibi hem de midyelerin bu halatlarda büyümesi sağlanabilmektedir. Horizontal olan ana bedeb 60m uzunluğunda olup 6m aralıklar ile 200lt’lik plak bidonlar ile yüzdürülmektedir. Bu ana beden tek olarak hazırlanabileceği gibi aralarındaki mesafe 1m olacak şekilde bir çift olarak da hazırlanabilmektedir. Bu anabedenler arası mesafe 3m olur. Vertikal halatlat ise 50cm aralıklar ile bağlanır ve uzunlukları 6,5m’dir. Bu halatların uzunluğu , aralarındaki mesafeler yine üreticilere göre değişiklikler göstermektedir(Figueras, 1989). Bu sistemlerde yavru toplama doğrudan sisteme asılan halat kollektörler ile yapılmaktadır. İlkbaharda halatlara tutunan midyeler 14-16 ay sonra 6-7cm boya ulaşırlar. Fazla tutunmuş midye yoksa bu midyelerde seyreltme işlemi yapılmaz. Bu sistemin en önemli avantajı ağır kış şartlatına karşı dayanıklı olmasıdır. Gelgit’in 1m gibi az olduğu yerlerde uygulannan bu istemde operasyon da vinçli tekneler ile yapılmaktadır. Kış şartlarının çok ağır geçtiği ülkelerde su yüzeyi buz tutmaktadır. Bu durumda ne midyeler ne de sistem hiçbir zarar görmez. Kışı ağır geçen İsveç’de yılda 1 dönümden 13 600-15 900kg midye eti elde edilebilmektedir.

Kültür sitemleri ülkeler göre faklılıklar gösterebilir (Tablo 1). Bir ülkenin kullandığı sistemin tamamen aynısını yapmaktansa, kültürü yapılacak alanın şartlarına uygun sistem bazı modofikasyonlar ile kullanılabilir. Kültür alanında böyle bir sistemin küçük br modeli hazırlanarak midyelerin tutunma veya büyüme oranları ile sistemin dayanıklılığı test edilmelidir(Hickman, 1992).

Tablo 1. Ülkelere göre midye kültür yöntemleri

Ülke

Tür

Kültür Yöntemi

Çin

Mytilus edulis

Perna viridis

Halat

Sal

İspanya

M. galloprovincialis

Mytilus edulis

Sal

İtalya

M. galloprovincialis

Halat

Hollanda

Mytilus edulis

Dipte

Fransa

M. galloprovincialis

Mytilus edulis

Kazık

Halat

USA

Mytilus edulis

M. californianus

Dip, Halat

Sal

Almanya

Mytilus edulis

Dip

İrlanda

Mytilus edulis

Dip, Halat, Sal

İngiltere

Mytilus edulis

Dip, Sal

Yunanistan

M. galloprovincialis

Sal, Halat

Malezya

Perna viridis

Sal

Portekiz

M. galloprovincialis

Sal

Bulgaristan

M. galloprovincialis

Halat

Hindistan

Perna viridis

Perna indica

Sal, Halat

Kültür yöntemleri içerisinde bugün en fazla tercih edilen ve kullanılan sal ve halat kültürleridir. Aynı bölgede dipte yapılan kültüre göre sallarda veya halatlarda yapılan kültürün %50 daha fazla verim verdiği bilinmektedir. Bu sistemler ile deniz alanından maksimum bir verim alınırken zeminde var olan predatör canlılardan da midyeler korunmuş olmaktadır. Sal ve halat kültürlerinde ise foling organizmalar ile predatör balıklar problemi vardır. Foulingin fazla olduğu dönemlerde midye fileleri veya halatları sık sık kontrol edilmelidir. Eğer fazla miktarda fouling organizma midyeler üzerine yapışırsa onların su ile olan temaslarını engelleyecektir. Bu durumdaki midyelerde su alış verişi azalacağından sudan hem besinini hem de oksijenini sağlayamayan midyeler kısa bir süre sonra öleceklerdir. Bu organizmalar ile halatlara veya sallara binen yük artacak ve sistem batma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

Predatör organizmaların başında balıklar, yengeçler, deniz yıldızları ve deniz kuşları gelmektedir. Midyeleri besin olarak kullanarak zarar vermektedirler(Fuentes ve ark., 1994; Lök ve Köse, 1999).

 Entegre  Kültür Uygulamaları

Suyu süzerek beslenen midye gibi kabuklu su canlıları son yıllarda deniz balıkları kültür alanlarında birlikte kültür uygulamaları artmıştır. Bu sistemde ağ kafeslerden belli mesafeye(20-50m) yerleştirilen halat veya sal kültür sistemlerinde midye veya istiridye kültürleri yapılmaktadır. Balık besleme esnasında suda çözünenen yemler kabuklular tarafından değerlendirildiği gibi, yemlerin çözünmesi ile suya karışan azotlu bileşikler ile beslenerek çoğalan fitoplankton hücreleri de kullanılmaktadır. Böylece ağ kafeslerinin bulunduğu bölge kabuklular tarafından filtre edilip temizlenirken, yeni bir ürünün üretimi hiçbir yemleme yapmadan söz konusu olmaktadır (Hindioğlu, 1998)

 5-Sonuç

Kabuklu su ürünleri içerisinde ülkemizde en iyi bilinen tür midye olmasına karşın henüz bilinçli bir yetiştiricilik çalışması başlamamıştır. Bilimsel araştırmalar yanında ağ kafes üreticileri yüzdürücülere bol miktarda tutunan midyeleri basit sistemlerde kültür çalışmalarını denemeye başlamışlardır. Gelecekte ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği ile birlikte kültür uygulamalarının başlaması ile hem çevre hem de kabuklu su ürünleri üretimi açısından yararlı olacaktır.