TURNA BALIĞI YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

TURNA BALIĞI VE YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

1. Turna Balığının Genel Biyolojik özellikleri

Turna içsu balıkları içerisinde yaygın olan ve sevilen ekonomik balıklardan biridir, özellikle sportif amaçlı olta balıkçıları tarafından aranan bir balıktır. Bu balık 1500 m  yüksekliğe kadarki bölgelerde sıcakça, ılık, durgun veya çok yavaş akan sularda yaşar. Bazen acı ve tuzluca sulara da girmektedir. Genel bir ifade ile sazangillerin bulunduğu suları tercih ettiği söylenebilir.

Turna balığı teleostei (kemik iskeletliler) takımının, haplomi (tek omuzlular) alt takımının, esoxcidae (turna balığıgiller) familyasına mensuptur. Esox cinsinin 5 türü veya alt türü sayılmaktadır. Bunların dördü sadece Kuzey Amerika'da bulunmaktadır. Coğrafi yayılışı şöyledir:

Asya       :Esox lucius (Asya ve Amerika, Avrupa-İspanya hariç)

 Esox reicherti (Doğu Asya, Amur)

Kuzey Amerika : E. Lucius

E. maaquinongy

E. niger

E. americanus americanus

E. arnericanua vermiculatus

E. masquinongy fazla büyüyen bir türdür. Boy 2.24 m , çevre 1.10 m  ve ağırlık 50 kg ‘a ulaşmaktadır. Buna rağmen ekonomik olarak Esox lucius kadar öneme haiz değildir. E. niger ve E. americanus'un iki alt türü küçük, yavaş gelişen formlardır.

Bütün bu türlerde kromozom sayışı 2n=50'dir. Bu nedenle özellikle Amerika'da farklı türler arasında çok sayıda hibridizasyon denemeleri yapılmıştır. Bu 5 türden teorik olarak 10 melezleme (20 reziproke bastarde) mümkündür. Şöyle ki, 5 x 5 = 25 ve 25 - 5 saf türler = 20. Ancak farklı bölgelerde yumurtlama zamanlarındaki değişiklik ve bazı türler arası, melezlemelerden iyi sonuç alınamaması nedeniyle ancak belli sayıda turna hidridleri mevcuttur (Cetvel-30).

 

Asya'da yaşayan (E.lucius ve E. reicherti) iki türün yayılışı alanları kesişmediği için şimdiye kadar doğal hibridlerine rastlanmamıştır. Fakat yapay olarak hibridler elde edilmektedir.

Bu iki tür ve iki tür arasındaki hibridin omur ve pul sayısı bakımından durumu şöyledir:

E.masquinongy    E. luciua      Hibrid

Omur sayışı        63 - 67         57 - 61       61 - 65

Pul sayışı        164 -176        115 -124      129 -144

Bu hibrid çok iyi büyüme ve yaşama gücü göstermekte, ebeveyn formlara nazaran extrem sıcaklıklara daha iyi dayanabilmektedir. Ancak F1  genarasyonuna mensup bireyler sterildir.

Bu turna türleri içerisinde Türkiye'de yalnızca E. lucius türü mevcuttur. Türkiye'nin büyük bir bölümüne yayılmış olan bu tür, yoğun avcılık nedeniyle giderek azalmaktadır. Yapay yavru üretimi ile stokların takviye edilmesi, üretim potansiyelini artırmak için zorunludur.

Eaox lucius (LINNE 1758) türünde D IV-X, 13-16; A III-V, 12-16 ışınlıdır. Yan hattında 121-144 pul bulunan turnanın pul formülü

             14-17

121 ---------------- 144 şeklindedir.

       12-15  

Yan çizgi, özellikle gençlerde bazan aralıklıdır. Solungaç kapaklarının üst kısımları ve yanakların tamamı ufak pullarla kaplıdır. Burun kısmı oldukça uzun, basık ve ördek gagasını andırır. Ağız açıklığı çok geniş olup, ağzın içi sıra sıra kuvvetli dişlerle bezenmiştir. Alt çene öne doğru uzamış, burun kaz gagasını andıran bir görünüm arz etmektedir.

Turnanın vücudu uzun, yandan çok hafif basıktır. Sırt yüzgeci ve anal yüzgeçleri kuyruk yüzgecine çok yakın olmak üzere çok geridedir ve anal yüzgeç sırt yüzgecinin hizasındadır.

Turna, yerine sıkı olarak bağımlı, sabit yerli bir balık olup, yumurtlama zamanında göç etmez. Ancak yumurtlama yerlerini bulmak için kısa seyahatler yapar.

Turna balıklarında renk yaşadıkları su ortamına ve balığın yaşına göre değişir. Genellikle otlu bölgelerdeki balıklar açık yeşil renkte, acı su bölgelerinde sarımsı renkte olurlar ve balık yaşlandıkça kahve ve gri renk hakim olur. Çoğu kez sırt koyu yeşilden siyahımsıya  kadar, yanlar gri yeşil sarımsı bantlı, ekseriya altın sarışı lekelidir.

Turnaların  erkekleri dişileri kadar büyük olmazlar. Bunlar nadir olarak 90-100 cm  boy, 5-8 kg ağırlığı geçerler ve 10-14 yaşından fazla yaşarlar. Buna karşılık dişiler 1.5 m boy, 35 kg  ağırlığa ulaşabilir ve 30 yaşına kadar yaşayabilirler, Dinyeper'in aşağı kısımlarında 65 kg  ağırlıkta olanlara rastlanmıştır. Bizim sularımızda 4-5 kg  ağırlığında Olanlar çoktur. Bazen 15-20 kg  ağırlığında olanlara da rastlanmaktadır. Gelişme hızı bulunduğu ortama göre çok değişken olan turna normal doğal koşullarda 4-5 kg  ağırlığa 10-15 yılda ancak ulaşabilmektedir.

30-40 yasma kadar yaşayan turnaların, bazı literatür verilerine göre, 100 yaşına kadar da yaşayabildiği bildirilmektedir.

Erkekler 2-3 yaşın sonunda (nadiren bir yaşın sonunda) cinsi olgunluğa ererler ve bu devrede boyları 25-40 cm , ağırlıkları 1/2 kg  kadardır. Dişi turnalar 3-5 yaşın sonunda cinsi olgunluğa ererler. Bu devrede boyları 40-45 cm  ve ağırlıkları 1/2-1 kg  civarındadır.

Turnaların çok iyi beslenmeleri halinde erkek ve dişiler birinci yılın sonunda cinsi olgunluğa erebilirler. Fakat normal beslenme  halinde turna balıklarının en az % 75'inde cinsi olgunluk 2. yaşın sonunda olur. Yapılan bazı araştırmalara göre erkekler 38 cm  dişiler 42 cm  uzunlukta cinsi olgunluğa ermektedirler.

Dişilerde ovaryumların büyümesi sonbaharda başlar ve kış boyu ta yumurtlama zamanına kadar devam eder. Buna karşılık erkeklerde vücut ağırlığının % 2-4'ünü oluşturan kuvvetli yapıdaki testisler Ekim ayından itibaren hazır haldedir.

Turna içsu balıkları içerisinde en yırtıcı olan balıktır. Bulunduğu sulardaki diğer balıkları, kendi türünün küçüklerini, su kurbağalarını yer. Hatta ördek, kaz su sıçanı ve yılan gibi diğer hayvanları da avlayarak yemektedir.

içsu balıkları içinde en yırtıcı ve saldırgan bir karnivor olan turna balıklarında sindirim sistemi; Yemek borusu  (a) uzun kıvrımlı mukoz zarlarından oluşmuştur. Mide (b) uzamış ve kalınlaşmıştır. Mide içerisinde zikzaklar oluşturan kıvrımlar bulunur. Bu kıvrımlar midenin iç yüzeyini genişletmektedirler. Mide kapışı (c) sıkıca daralarak bir kapak oluşturmuştur. Bu daralan kapı zaman zaman açılarak midedeki yiyeceklerin bir  kısmı bağırsağa geçer. Turnada mide uzunluğu, boş durumda, sindirim sisteminin yaklaşık 1/4'ünü oluşturur. Mide kapısından sonra genişlemiş olan bağırsak (d) giderek incelir (e) ve anüsle (f) nihayetlenir.   Turnadaki midenin bu düz ve uzun görünümü, aldığı canlılarla dolu olduğu zaman bir torba gibi şişerek balon gibi olur. Bu doymak bilmeyen obur balık, büyükçe bir balığı yuttuğunda yalnız midesi değil yemek borusu da dolar, hatta ağzı bile açık kalır. Bu durumda önce alınan balığın midedeki bir kısmı hazmedilir daha sonra geri kalan kısmı hazmedilir. Çoğunlukla avladığı balığı enine ağzına alabilir. Bu daha sonra düzeltilerek kafası aşağıya dönük yutulur. Henüz bir aylıktan itibaren yırtıcı (karnivor) özellik göstermeye başlayan turna balığı, bir çok memlekette, sazan balığı besleme havuzlanma yerleştirilerek oradaki küçük ve zayıf balıkları yiyerek değerlendirmektedir. Ekonomik olmayan balıkların bulunduğu bazı doğal su kaynaklarına turnaların yerleştirilmesiyle ekonomik olmayan balıkları yemek suretiyle ekonomik balık etine çevirmektedir. Ancak bu şekilde yapılacak yerleştirme çalışmalarında söz konuşu su kaynağındaki balık populasyonlarının çok iyi hesaplanmağı, yerleştirilecek turna miktarının hassasiyetle tespit edilmesi, gelecek yıllarda turna populasyonunun genel balık populasyonu içindeki oranının çok çok iyi ayarlanması gerekir. Çünkü turnanın yiyeceği balık ve diğer canlıların miktarlarında azalmanın olması turnanın gelişmesinide geriletecektir. Dolayısıyla beklenen yarar sağlanamayacaktır. Zira turnanın 1 kg  canlı ağırlık artışı sağlayabilmesi için, genç devresinde 3-5 kg, yaşlı devresinde 10-30 kg  yiyecek balığa ve diğer canlılara gereksinimi vardır.

1.1. Turnanın Doğal Yumurtlama özellikleri

Turnanın yumurtlaması kış sonu ile ilkbahar devresinde-dir. Su sıcaklığına bağlı olarak Şubat ile Mayıs-Haziran arasında, bölgelere göre değişmek üzere, yumurtlama vuku bulur. Yumurtlama göçü su sıcaklığı 3 0C'den itibaren başlar. Yumurtlama bazı sularda 6-6.5 °C'de bazı sularda 8-9 °C 'de vuku bulur. Bazı küçük göllerde henüz göl yüzü buzlarla kaplı iken dahi üreme olabilmektedir.

Yumurtlama sığ, otlu bölgelerde gündüz saatleri esnasında vuku bulur. Turnalar yumurtlama işleminde tabandan 5-15 cm  yukarıda dururlar Bunların yerleri sabit değildir, Yumurtlama ortamında devamlı gezinirler. Normal zamanda çok yırtıcı olan bu balık, üreme mevsimindeki bu gezinme esnasında diğer yumurtlayıcı gruplara saldırmazlar. Bu esnada bir dişi birçok erkek tarafından takip edilir. Bu erkekler dölleme işlemine nöbetleşe iştirak ederler. Bu devrede erkek ve dişiler devamlı yan yana gezerler. Turnanın erkekleri çok az sperma verirler. Dişiler karın yüzgeçlerini açacak porsiyon halinde yumurtalarım atarlar ve yapışkan olan yumurtalar tabana çökmeden önce döllenirler. Aynı zamanda su ile temas eden yumurtalar yapışkan hale geçerek bitkilere tutunurlar. Böylece oksijence fakir olan tabana çökme işlemi önlenmiş olur. Bu yumurtlama işlemi 6-12 dakikalık kısa aralıklarla arka arkaya devam eder. Daha sonra 20 dakika kadar bir aradan sonra bu ritmik yumurtlama hareketleri tekrar başlar. Böylece bir dişinin toplam yumurta miktarı birkaç saatlik bir zaman içerisinde tamamlanır. Genellikle döllenme oranı doğada % 50 hatta % 75'in üzerine çıkabilmektedir.

Yumurtadan çıkan yavrular çok çeşitli nedenlerle büyük zayiat vermektedir. Ergin hale gelip döl vermeden önce bunlar yok edilmektedirler. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük ölçüde entansif olarak turna avcılığı yapılmaktadır ve su kaynaklarındaki turna stokları devamlı azalma göstermektedir. Bu stokların azalmasındaki etmenleri başlıca iki ana grup altında toplamak mümkündür. Bunlar:

a) Özellikle yumurtlama zamanında sığ su kesimlerine gelen turnaların balıkçılar ve amatör balıkçılar tarafından yoğun olarak avlanması,

b) Endüstri ve sanayinin gelişmeği ve bunun su kaynaklarına etkisi, özellikle yumurtlama yerlerinin giderek azalmalıdır.

Bu nedenlerle turna stoklarının artırılması için bir taraftan doğal yumurtlama yerlerinin korunması, bunun mümkün olmadığı yerlerde yapay üretimle stokun artırılması gerekir.

2. Turna Yetiştiriciliği

Turnanın yapay üretimi uzun yıllardan beri yapılmaktadır. Buna rağmen hala bu üretim dalında çeşitli sorunlar çözüm beklemekte ve bu konuda yoğun çalışmalar yapılmaktadır, özellikle yavrulardaki çok yüksek orandaki ölüm başta gelen sorunlardandır.

2.1. Anaç Balıkların Yakalanması

Anaç balıklar yumurtlama devresinden kısa bir zaman ön-06 doğal sulardan yakalanırlar. Yakalamada tercihen pinterler kullanılır ise de germe ağlar, çevirme ağları da kullanılabilir. Hatta elektroşokla da avlama yapılabilir. Bu yakalamada kuşkusuz en iyisi turnaların yumurtlama devresinde tam olgun oldukları devrede, yumurtlama yerleri ararken yakalanmalarıdır. Bu devrede yakalanan balıklarda erkek oranı genellikle daha yüksek olmaktadır, İsveç’te yapılan bir araştırma sonuçlarına göre; yumurtlama zamanında yakalanan balıklarda erkek oranı % 51-68 olarak saptanmıştır. Halbuki bu oran diğer zamanlarda % 40 civarında olmaktadır.

Yakalanan olgun balıklarda yakalama araçlarından balıklar alınırken yumurta ve sperma akmaya başlar. Bu şekildeki balıklarda sağım ve dölleme işlemi hemen gerçekleştirilebilir. Yakalanan balıklar, henüz tam olgun değillerse, olgunlaştırma yerlerine yerleştirilirler. Ne varki, eğer cinsiyet deliği etrafı şişkin durumda ise bu olgunlaştırma muhafazası söz konuşudur. Aksi halde olgunlaştırma için balıklar uzun müddet tutulamazlar. Bu amaçla 14 günden uzun sürecek muhafaza gayesizdir. Yakalama esnasında söz konuşu olgunlar ayrılmalı ve sadece bunlar olgunlaştırma yerlerine yerleştirilmelidir. Veya olgunlarla diğer balıklar, işaretlenerek bir birinden ayrılırlar. Bu ayırımda en çok uygulanan yöntem yüzgeç şualarının bir kısmının kesimidir.

Olgunlaştırma yerleri için tel kafesler, havuzlar veya yalaklar kullanılabilir. Yakalanan balıklarda cinsiyet ayırımı, bu devrede karın yapışı, cinsiyet deliğine bakılarak kolayca yapılabilir. Nitekim dişilerde karın şişkinliği yanında, ürogenital papilla ile anüs arasında çok sayıda uzun kıvrımlar mevcuttur ve ürogenital delik dolambaçlı bağların bulunduğu bölge ile birleşir. Erkeklerde cinsiyet deliği bir yarık şeklindedir ve içbükey bir yarıkla birleşir. Bu özelliklere göre yapılan cinsiyet ayırımında % 90 civarında isabet olmaktadır. Seçilmiş balıklardan olgun olanlar daha az olgunlardan ayrılarak ayrı yarlere konur. Her ne kadar, sonbaharda yakalanıp yumurtlama zamanına kadar havuzlarda tutmak mümkün ise de bu daha az uygulanmaktadır.

2.2. Turnaların Yapay Sağım ve Döllenmesi

Üretimde 1-3 kg  lık dişiler ve 0.5-1.5 kg lık erkekler uygun olarak kabul edilirler. Buna rağmen 10 kg  in üzerine kadar ağırlıkları olan damızlıklar da iyi netice verebilirler. Bu balıkların sağımında sağım kepçesi kullanılırsa daha kolay olur. Yumurtlayıcılar genellikle bayıltılarak sağılırlar. Bu amaçla 10-20 mg/lt MS223 Sandoz uygundur. Eğer sağımcı balıkları bayıltmadan  sağalabiliyorsa bu tercih edilmelidir.

Balıklarda canlı ağırlık arttıkça mutlak yumurta miktarı artar fakat oransal miktar azalır. Bu yumurta miktarı 1 kg  canlı ağırlığa 20-30 bin arasında geniş bir ortalama dikkate alındığında ise 15.000-45.000 adet/kg olarak hesaplanabilir. Genellikle 1500-2OOO g lık damızlıklarda yumurta miktarı bir balıktan 30.000 civarında yumurta alınacağı kabul edilmektedir.

Alabalıklarda olduğu gibi turnalarda da yumurta kalınlığı damızlığın vücut ağırlığı ile artmaktadır. Büyük balıklardan alınan yumurtalar l.9-3.0 mm  arasında büyük değişme gösterirler. Su ile temas eden yumurtalar önemli derecede Şişerler, ortalama olarak 2.4-3 mm  çapında olurlar, çok sayıda araştırmaya göre şişmemiş yumurtaların ortalama çapı 2.3 mm  şişlikten sonra ise 2.8 mm  dir. 1 lt şişmiş turna yumurtasında 14.000 -60.000 yumurta bulunur.

Diğer bir ifade ile, anaç turnalarda yumurta miktarı vücut ağırlığının % 13-26 arasında değişir (Cetvel-4). Su ile temas eden turna yumurtasında 30-60 saniye sonra inikrofil deliği kapanır ve döllenme olasılığı ortadan kalkar. Buna karşılık soğuk zamanlarda susuz olarak yumurtalar 4-5 saat döllenmeden saklanabilirler. Yumurtaların olgunlaşması ovaryumların farklı bölgelerinde farklılık göstermektedir, örneğin; Ovaryum baş tarafındaki yumurtalarda % 60 ve kuyruk kısmında % 45 civarındadır. Bu nedenle zuger şişelerinde yüksek zayiat olmaması için ilk ve son sağıları yumurtalar gereğinde atılabilirler.

Yumurtalar sağılırken dikkat edilecek en önemli hususlardan birisi yumurta düşüş yüksekliğidir. Bunun 20-25 cm yi kesinlikle geçmemesi gerekir. Yüksekten düşmeyi önlemek için geniş bir huni kullanılır. Böylece yumurtalar bir yerde toplanabildikleri gibi, yumurtaların zarar görmesi de asgariye indirilmiş olur. O zaman yumurtaların düşüş yüksekliği birkaç cm  ile sınırlandırılmış olur. Maksimum olarak % 2.4'üne kadar çıkabilir.

Turnalarda genellikle sol testisleri sağa nazaran daha kuvvetli gelişmektedir. Erkek turnalar yakalandıkları zaman henüz olgun değillerse kısa bir muhafaza süresi sonunda cinsi olgunluğa ulaşırlar. Çoğu hallerde erkeklerde sperma almak problem yaratır. Çoğu erkekler sperma vermeyebilirler. Bu durumda gonadotrophin hormonu uygulaması yapılır. Her bir erkeğe 2-4 adet (Abramis brama) hipofizi veya 500-1000 I.E. Gonabion verilir. Böylece sperma üretimi tahrik edilir veya artırılır. Turna spermaları 20-30 mili mikron büyüklüğündedir. Bunun 1.5 mili mikronu baş kısmıdır, 1 ml turna spermasında (sütünde) 20 -23 milyar sperma hayvancığı vardır. Bu nedenle çok az sperma büyük bir yumurta kitlesinin döllenmesin! sağlayabilir. Nitekim teslislerin toplam vücut ağırlığındaki payı ovaryumlara nazaran çok düşük orandadır.

Turna spermalarının sudaki hareketlilikleri, su sıcaklığına göre, 50 saniye ile 2 dakika arasında değişir. 5 °C'de 2 dakika, 10°C'de 1.5 dakika, 15°C'de l dakika ve 20°C'de 50 saniye kadardır. 20-30 mili mikron büyüklüğünde olan turna spermasının su içinde yüzme mesafesi 2-3 mm  kadardır. Yaklaşık olarak 1 milyon yumurta temini için her iki cinsiyetten 15-16 adet turna gerekmektedir. Turnalarda sağım ve dölleme "kuru yöntem"e göre yapılır.

Kullanılan damızlıkların büyüklüğüne bağlı olarak küçük balıklarda sağım tek kişi tarafından yapılacağı gibi, büyük balıklarda iki kişi tarafından sağılır.

Sağılan yumurtalar üzerine süt sağıldıktan sonra elle veya kanatla karıştırılır. Pratikte genellikle 3-4 lt yumurta bir defada döllenir ise de, az da döllemek mümkündür. Karıştırılan yumurtalar üzerine su ilave edilir. Bu devrede de yumurtalar hassas olduğundan karıştırma içi dikkatlice yapılır. Bu dölleme işlemi için geniş ağızlı 1.2 lt hacminde dölleme şişeleri de kullanılabilir. Bu şişelerle yarıya kadar yumurta doldurulur ve ağzına kadar su doldurulduktan sonra ağızları kapanır. Bu şişe defalarca ters-düz çevrilir. Takriben 3 dakika kadar bu işlem yapıldıktan sonra, yani yumurtalar bir birine tamamen yapışmadan önce, başka bir kaba alınırlar ve taze su ilave edilir. Spermalar- yumurtalarla akan sıvı içinde ancak % 30-50 aktiftirler. Tam aktivite su ilavesi ile olur. Eğer dölleme sıvısı : Su oranı 1:1 oranı şeklinde tutulursa spermaların aktiflikleri uzatabilir. Normal su içinde ancak 60-80 saniye kadar aktif olan spermaları 1;1 ‘lik dölleme sıvısı: su oranında 10-18 dakika aktif olabilmektedirler. Macar ilim adamı Woynarovich’in önerdiği  uygulamalara göre; spermanın hareketliliği üre eriyiği ile uzatılabilinmektedir. Bunun için % 1.5 'luk CO(NH2) ilave edilmekte yani 15 g. üre 1 lt suda eritilmektedir. 1 lt hacmindeki süt-yumurta karışımına 1.5-2 lt üre eriyiği ilave edilmektedir. Bu eriyikte spermaların hareketlikleri 3 dakika kadar uzamaktadır ki bu da yeterli olmaktadır. Bu yöntemle döllenmiş yumurta miktarı % 30 kadar yükselmektedir. Keza bazı yerlerde Üre-Tuz karışımı (15 g CO(NH2)  + 7 g NaCl/ lt) ile de çalışılmaktadır.

Döllenme işleminde suyun kalitesi büyük önem taşır. Özellikle suyun pH'sı 7 olmalıdır. 6'dan az ve 8'den yüksek pH değerlerinde turna yumurtasının mikrofil deliği daha çabuk kapanır ve döllenme oranı düşer. Turna sağımında bazı hallerde sperma yumurta karışımın sakin olarak istirahatta bırakılması muhtemelen önemli görülmektedir. Zira turna yumurtaları tam olgunlaşamadan sağılabilir. Ne var ki yumurtalar dişinin karın boşluğundan çıktıktan sonra olgunlaşma çabuk olarak vuku bulmaktır. Eğer yumurtalar sağıldıklarında yeterli olgunluğa ermemiş iseler, sütle karıştırılmış olan yumurtalar su ilave edilmeden önce soğukta 1-3 saat bırakılır ve böylece döllenme önemli derece yükseltilebilir. Bu bekletme yöntemi devamlı iyi sonuç vermiştir. Yumurtaların sakin bırakılması ve bunun sonunda üre eriyiği ile muamele edilmesi çıkış başarısını % 30-40'dan % 70 ‘in üzerine yükseltmektedir. Avusturya'daki uygulamalarda yumurta-sperma karışımı bir saatlik istirahata bırakıldıktan sonra su katmadan doğrudan doğruya yavaş olarak bir zuger şişesine boşaltılması tavsiye edilmektedir. Turna yumurtaları ıslak yönteme göre de döllenebilirler. Bu işlemde iki uygulama tavsiye edilmektedir. Birincisi yumurtalara su dökülmesidir. Bu karışım o zaman karıştırılmaz ancak kap kendi mihveri etrafında çevrilmek suretiyle karıştırma işlemi sağlanır. İkinci şekil sperma alındıktan sonra bir pipet yardımıyla kuru bir tasın kenarından muntazam olarak taksim edilir ve buna müteakip su doldurulur. Bu sperma bulamacı daha sonra yumurtalar üzerine  dökülür ve bunlara karışır.

Turna yumurtalarına su katıldıktan en çok 4-5 dakika sonra sıkıca yapışkan olurlar. Daha önceki uygulamalarda bu yapışkanlıklarım gidermek için yumurtalar mütaaddit defa su ila yıkanıyordu. Bu devrede mekanik sarsıntılara karşı çok hassas olan bu yumurtalarda bu nedenle büyük zayiatlar oluyordu. Bunun için son yıllarda bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Döllendikten sonra yumurtalar zuger şişelerine (çıkış şişeleri) yerleştirilmekte ve yavaş bir su akımı sağlanmakta böylece yapışkanlıklar önlenmektedir.

2.3. Yavru Üretimi

Turna yumurtaları ya çam dallarına tutundurularak küçük beton havuzlarda veya son zamanlarda yaygınlaşmış olan zuger şişelerinde çıkış yaptırılmaktadır. Ancak hangi yöntemle dursa olsun dikkat edilecek en önemli husus su özelliğidir. özellikle su sıcaklığı, oksijen içeriği, su miktarı, suyun temizliği başta gelmektedir.

Yumurta inficarı için en ideal su sıcaklığı 12-15°C veya 9-15 °C arasıdır. Her ne kadar 7-19 °C arasında çıkış mümkün olabilir ise de zayiat oranı yükselir. 4°C'nin altında ve 21°C'nin üzerindeki su sıcaklıkları öldürücüdür. Embriyo geliştikçe yüksek sıcaklıklara dayanma artar.

Oksijen ne kadar yüksek olursa üretim randımanı o kadar artar. Yumurtalar ve yem alma devresine kadarki yavru  devresine suyun % 50’nin üzerinde oksijene doymuş olması gereklidir. % 34 doyumda şiddetli ölüm olur. l.8-4.0 mg/lt. O2 arasında yapılan denemelerde oksijenin yükselmesine olarak zayiat azalmış ve embriyo ve larva gelişmesi o denli hızlanmıştır. Yumurta içerisindeki embriyo büyüdükçe oksijen gereksinimi artar. Bu gereksinim başlangıçta 5.0-5.5 mg O2 /1 kg yumurta/saat 'tır,

Yumurtalar ilk devrelerde sarsıntılara karşı hassastırlar. Bu nedenle zuger verilecek su miktarı yumurtalar hemen hemen hareketsiz bir halde durabilecekleri şekilde ayarlanır. Böylece, yumurta zayiatı önemli derecede azaltılır. "Özellikle ilk 35 gün derecede bu çok önemlidir", üretim sonuna doğru 3.5 lt./dak. olur.

Turna yumurtaları alabalık yumurtaları gibi ışığa karşı çok hassas değillerdir. Zira karanlık, karanlık-ışık, ışık şartlarında yapılan denemelerde bu farklı şartlar çıkış oranına etki etmemiştir. Fakat çok şiddetli güneş ışınlarından korunmalıdır.

Çıkış yaptırılan zuger şişeleri 7 lt hacminde olup, bunların her birine 2 lt kadar yumurta yerleştirilir. Zuger şişelerinin alt boyun kısmına 1 mm  çapında ve muntazam örgülü ince ağlar gerilir. Böylece yumurtalar boru içine düşmeden bu ağ üzerinde durabilirler. Eğer verilen su muntazam akışlı ise bu ağ mutlak gerekli de değildir.

Turna yavrularının çıkarılması için kullanılan diğer modeller de çoktur. Turna yavrularının çıkışı için kullanılan diğer bir kavanoz (şişe) tipi, üst kısmından akışlı olarak yapılmaktadır. Borne inkibatörlerinden geliştirilmiş olan Kanegieter kavanozu veya plastik kapları da kullanılmaktadır. Keza metalden yapılmış Borne inkibatörleri de kullanılmaktadır. Aynı şekilde Zuger şişeleri yerine Mac Denold kavanozları da kullanılmaktadır, Bunlar özellikle Amerika'da Coregonlarda olduğu kadar turna yumurtalarının açılması için başarıyla kullanılmaktadır, Bunlar silindirik cam kavanozlar olup ayakları ile birlikte 40 -50 cm  yükseklikte ve 15-20 cm  çapındadırlar. Su bir boru veya tüp vasıtasıyla kavanozun tabanına kadar indirilir ve oradan yukarıya doğru yükselerek kavanozun  içindeki yumurtaları, yavaşça ve devamlı hareket halinde tutar. Kavanozun yalnızca yarısına kadar yumurta doldurulur.

Bazı turna yetiştiricilik çiftlikleri alabalık yetiştirmeği ve başlıca bunların prensiplerine göre çalışır. Fakat hemen belirtmek gerekir ki, turna yumurtalarının açılması tablalar üzerinde yapılamaz. Çünkü bunların üzerinde yumurtalar hareket edemezler.

Yavru üretiminde hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın suyun sıcaklık ve diğer özellikleri başarıda çok büyük önem taşır.

Çıkış süresi birinci derecede su sıcaklığına bağlıdır. Optimal su sıcaklık sınırlarında (9-12 0C) çıkış süresi 100-150 G.D. dir. Çıkış süresi için Cetvel-6'deki değerleri vermek mümkündür.

Su sıcaklığı yükseldikçe çıkış süresi azalır. Fakat mantarlaşma da su sıcaklığı yükseldikçe artmakta, düştükçe azalmaktadır. Yumurtalarda mantarlaşmaya karşı Malachit yeşili, Metilen mavisi  veya Formalin kullanılır. Kullanma konsantrasyonları ve kalış süreleri şöyledir.

Malachit Yeşili - l : 100.000 —Her iki saatte 15 dak.

Metilen Mavişi  - l : 50.000-100.000— Her iki saatte 15 dak.

Formalin        - l ; 600 —— Kısa banyo (10-15 dak.)

Eğer sağlam yumurtalar Ölmüş yumurtalar dan çok fazla iseler bu takdirde sağlam yumurtalar ölüler içinden alınır. Bunun için tuz banyosu kullanılır. % 12'lik NaCI kullanılmaktadır.

Bu banyo içine dökülen yumurtalardan 1 dakika içinde ölüler alta çökerler. Ancak-yumurtalar 3-5 dakikadan fazla bu tuz banyosunda tutulmazlar. Ne var ki bu işlem 80 G.D. den sonra yapılmalıdır. Daha önce yapılması halinde yumurtaların ölümüne neden olur. Yavruların çıkışı iki şekilde yapılabilir: Zuger şişele-rinde çıkış veya çıkış kutularında çıkış. Yavruların zuger şişelerinde inficar ettirilmeleri mümkündür. Bunlar 1-2 saat sonra bir lastik hortumla yavru kutularına sifon edilirler. Bu kutuda yavrular kendilerini yavru kutularındaki malzemelere yapıştırdıktan sonra yumurta kabukları Sifonla emilerek uzaklaştırılır. Genellikle yavruların zuger şişelerinde inficarları önerilmez. Bunun için yumurtalar zuger şişelerinden çıkıştan biraz önce bir lastik hortumla yavru veya çıkış kutularına emilirler ve burada kısa bir zaman sonra çıkış başlar.

Diğer bir sistemde ise, çıkış olgunluğundaki yumurtalar, sinek teli gerilmiş ve yavru kutuları içinde yüzen çerçevelere de alınabilirler. Bu yumurtalar burada yavruların büyük bir kısmı çıkana kadar bekletilirler. Daha sonra yumurta kabukları çerçeve kenarından dikkatle eğmek suretiyle uzaklaştırılırlar. Çerçevenin hafif dökülmesiyle yavrular çıkış kutusuna yayılırlar.

Bazı durumlarda süzgeç kafesler kullanılır. Bu kafeslerin delikleri 2 mm  genişlikte ve 3 cm  uzunlukta olup, yavru çıktıktan sonra yavrular kafes deliklerinden aşağı düşerek çıkış kutularına yayılır, yumurta kabukları ise kafes üstünde kalırlar ve oradan uzaklaştırılırlar. Çıkış kutularında yavruların yapışması için yeterli malzeme bulundurulmalıdır.

Bunun için bu kutular içine iğne yapraklı ağaç dalları veya dikine duracak tüller yerleştirilir. Bu yavrular güneşe karşı hassas olduklarından bunların bulunduğu kasaların üzeri kapatılır veya en azından direkt güneş ışınlarına karşı korunmalıdırlar.

Yeni çıkmış yavru 6-9 mm  boyunda, yaklaşık 10 mg ağırlığında ve kahve renklidir. Bu koyuluk karın altında daha fazladır. Bu devredeki turnaların baslarında yapışma papillası veya tesbit bezi bulunur ve bununla ortamdaki malzemelere yapışır.

Sağılan yumurtalardan bu devredeki yavru devresine kadar % 50 randıman iyidir. Bu randıman (yaşama oranı) % 70-80'e kadar çıkabilir, % 15-20'ye kadar da düşebilir. Başarıyı artırmak için başlıca şu hususlara çok dikkat etmek gerekir:

1. Dikkatli sağım yapılmalı, turna yumurtalarının basınç ve çarpmaya karşı hassasiyetleri gözden uzak tutulmamalıdır.

2. Yumurtalarla spermalar karıştırıldıktan sonra yumurtaların yeterli süre sakin bırakılması.

3. Yıkama ile yumurtaların yapışkanlıklarının kaldırılması,

4. 4-35 gün dereceler arasındaki devrede su akıcının minimum tutulması,

5. Bu devreden sonra yeterli ve sürekli suyun sağlanması,

6. Suyun temiz ve uygun sıcaklıkta elması, sıcaklık değişim sınırlarının çok yüksek olmaması gerekir.

2.3.1. Larvaların Geliştirme ve Büyütülmesi

Larva gelişiminde iki safha vardır:

l- Yapışık durma devresi,

2. Serbest yüzme devresi,

Yapışık durma devresinde sindirim sistemi, bağırsaklar ve diğer salgı bezleri gelişir, Ağız ve solungaçlar gelişerek dışa doğru açılırlar. Gözler tam fonksiyonu yapabilecek duruma gelir, gözdeki ağ tabakası teşekkül eder. iskelet gelişmeye başlar. Sırt anüs ve kuyruk yüzgeçleri kenarları görülür. Bundan sonra anüs deliği meydana çıkar. Yüzme kesesi dolar. Bu devreye kadar vitellüs kesesini harcayan yavru böylece serbest yüzme devresine ulaşır ve yavru yüzme ve yem alma yeteneğine ulaşır.

Yüzme ve yem alma yeteneğine ulaşmış olan yavru yaklaşık 12 mg. ağırlığında ve 12-15 mm  boya ulaşır. Bu devrede karın yüzgeçleri oluşur ve tipik turna gagası meydana gelmeye ve gelişmeye başlar. Bu devreden itibaren dışsal beslenmeye başlayan yavruda vitellüs kesesi henüz tamamen harcanmamıştır. Birkaç gün daha vitellüs kesesi devam eder. Hem dışsal hem de vitellüs kesesi beslenmesi olur. tik avlama reaksiyonu 12-12.5°C lik su sıcaklığında çıkıştan 9 gün sonra 19°C de ise 5 gün sonra başlar. O halde ortalama olarak çıkıştan bir hafta sonra dışsal yemleme gereklidir. Bu ilk beslemede, bu küçük yavrular neyi avlayabiliyorlarsa o yem önem taşır. Bu devredeki asıl yiyecekleri Copepodlar  (Kürek bacaklılar) ve Clodocer'ler oluştururlar. Daha sonra bunlara ilaveten çeşitli sinek larvaları önen kazanırlar. Yavrular avının üzerine 3-4 mm  uzaklıktan vücudunu S şeklinde  kıvırarak fırlar, ilk günlerde bu fırlamalardan yakalama oranı % 30 kadarken, 15. günde bu % 80'e çıkar. Su sıcaklığının yüksekliği oranında bu yakalama yüzdesindeki gelişme artar. Örneğin; yavrularda 20 °C'de bu yakalama aksiyonu % 40 civarında olur. Bu genç yavruların iyi gelişimi için zengin yem sunuşu ve düşük olmayan sıcaklıklar gereklidir.

2.4. Turna Yavrularının Doğal Sulara Stoklanması

Turna yavrularının doğal sulara nakli (stoklanması) iki devrede yapılabilir. Birincisi yavruların yapışma devresi sona erdiği ve su içinde serbest yüzmeye başladığı zaman yapılan stoklamadır. ikincisi ise yavrular çeşitli şekilde belli bir büyüklüğe kadar büyütüldükten sonra doğal sulara nakledilirler. Bunlardan birincisine larvaların stoklanması veya nakli, ikincisine yavruların stoklanması veya nakli de diyebiliriz.

2.4.1. Larvaların Stoklanması

Serbest yüzme devresine erişmiş olan yavruların miktarı ölçü kapları ile saptandıktan sonra bunlar doğal sulara nakledilirler. Bunların miktarının ölçülmesinde en iyisi tabanı süzgeçli olan ölçü silindirleri kullanılır, 1 ml de yaklaşık 50 -60 larva, buna göre 100 ml de 5000-6000 larva bulunur. Bu yavrular plastik torbalarla nakledilirler. Bunun için torba yarısına kadar su ve üzeri oksijen doldurulur. Buna göre 30 lt lik bir torbada 10°C'lik su ile 100.000 adet larva birkaç saatlik mesafeye zayiat vermeden nakledilebilir. Buna göre 1 lt suya 6000-7000 larva yerleştirilmektedir. Kuşkusuz üretim tesisi yakın ise bu torbalara gerek kalmaz.

Bu yavruların yerleştirildiği doğal sularda beklenen başarı doğal suyun büyüklüğü, çeşidi, yavruların kalite ve miktarı, yerleştirme zamane, yerleştirme şekli ve suda bulunan yavru düşmanlarının durumuna göre değişir. Eğer larvalar sığ, bitkice zengin sıcak su kesimlerine yerleştirilirse ve yiyecek miktarı da yeterli ise hızlı gelişme ve yüksek yaşama gücü gösterebilirler. Böyle su kesimlerine yavrular büyük partiler halinde değil küçük gruplar halinde yerleştirilmelidirler. Stok oranı doğal suyun durumuna göre 1000-2000 adet larva/ha, olarak yapılabilir. Bu şekilde yapılan stoklama sonunda tekrar yakalama oranı diğer bir ifade ile yaşama ve 5-10 cm  lik yavru devresine erme oranı daha çok % 10 kadar olmaktadır.

2.4.2. Yavruların Stoklanması

Yaşama oranım yükseltmek için larvalar 20 gün 1 ay kadar kontrollü bir şekilde büyütülürler ve 3-5 mm  lik boya ulaştırıldıktan sonra yavru olarak doğal  sulara nakledilirler. Bu yavru büyütme işlemi havuzlarda, yalaklarda veya tanklarda yapılabilir.

2.4.2.1. Havuzlarda Yavru Büyütme

Bu havuzlarda su derinliği 50 cm  kadar tutulur. Havutlar otlu olmalıdır. Havuzların suyu akarsu veya pompaj suyundan sağlanabilir. Doğal gıdaların gelişmesi için havuzlar sazan yavru büyütme havuzlarında olduğu şeklide gübrelenirler. Havuzlara yapılacak stok miktarı 30-80 adet/m2  olarak yapılabilir. 20 gün sonra yavrular hasat edilirler. Bu devrede yavrular 3-4 cm  ortalama boy ve 1-1.2 g ağırlığa ulaşırlar. Randıman ortalama % 20 civarındadır.

Bu genç turna yavruları havuzda Copepod, Clodocera, Chonomid ve Ephemerid larvalarım yerler.

Her ne kadar yavrular havuzda daha uzun süre kaldıkların-da gelişme hızlı olur ise de 12-15 günden sonra yavrular arasında kanibalizm (birbirini yeme-yamyamcılık) başlayacağı için bu süre fazla uzatılmamalı ve yavrular doğal sulara nakledilme ildirler.

2.4.2.2. Yalaklarda Yavru Büyütme

Bu yalaklar 4 m  boy, 80 cm  en ve 40 cm  derinlikte, yaklaşık 1 m kapasitededir. Bir boru ile baş taraftan su girmekte ve 0.2 mm  lik plankton ağı gerilmiş olan çıkış kısmından su çıkmaktadır. Bunların suları doğal sulardan filtre edilerek karşılanabilir veya klorlanmamış musluk suları kullanılabilir. Bir yalak için 4-6 lt/dk. su yeterlidir. Oksijen miktarı 5-6 mg/lt. altına düşmemelidir. Aksi halde yalaklardaki su havalandırılır. Yalaklar açıkta bulunur ve gün boyu ısınması sağlanır. Optilmal su sıcaklığının 15-20 C olması gerekir. Bu yalaklardan birine 50.000-100.000 larva stoklanabilir. Yapılacak iş yavruların yemlenmesi, yalakların temizlenmesi ve temiz tutulması ve sağlık Kontrolüdür.

Yavrulara verilecek yemler plankton kepçeleri ile doğal sulardan alınarak verilir. Bu devredeki yemin esasım zooplanktonlar oluştururlar. Bu amaçla kullanılan plankton kepçeleri yavaş olarak çekilir ve çekme işlemi kısa aralıklarla yapılır.

Yemleme sık aralıklı ve her seferinde az verilerek yapılmalıdır. Bu miktar zamanla artırılmalıdır. Çünkü yüzme devresi-ne ermiş larva ilk günlerde 10 saatte 52 hayvancık yediği halde 21-23 mm  boya erdiğinde ise günde 600 kadar copepod yemektedir. Bu yavrularda eğer sindirim kanalı boş ise yemler mideyi 2 saatte terk eder. Orta ve son bağırsaktan da 2 saat civarında çıkar. Halbuki dolmuş sindirim kanalında hazım süresi 2 misli zaman gerektirir. Bu durum yemleme sıklığı içinde bir Ölçüdür.

2.4.2.3. Tank ve Yuvarlak Havuzlarda Yavru Büyütme

2 m  çapında yuvarlak havuzlar da yavru büyütme amacıyla kullanılabilirler. Bunlarda su boşaltımı ve çalışma sistemi alabalık yavruları için kullanılan yuvarlak havuzların çalışma sisteminin aynıdır. Ne var ki orta kısımda bulunan boşaltım süzgeci turna yavrularına göre düzenlenmiştir. 2 m  çapındaki bir tanka 20.000-30.000 yavru stok edilebilir ve kanatlardaki besleme sistemine göre yavrular l8-21 günde 3.5-5 cm  ye ulaştırılabilir ve bu büyüklükte hasat edilebilirler.

Gerek kanal ve gerekse bu yuvarlak tanklarda iyi bakım v denetim altında randıman % 90'a kadar da yükseltilebilir. Ancak yalak veya tankların devamlı temiz tutulması ve hijyenik koşullara çok iyi riayet edilmesi gerekir. Bunun için yavrularda deri ve solungaçlar devamlı kontrol edilirler. Bazı parazitler varsa banyo yapılırlar, Aksi halde bu parazitler kısa zamanda çoğalarak büyük zararlara yol açabilirler. Çeşitli parazitler için kullanılan Kimyasal maddeler ve banyo süreleri şöyledir;

Ichfchyoboda-Chilodonella-Formalin-200 ml/m3 -30 dakika

Ichthyophtninus-Malachit Yeşili-0.15 g/m3 -2 saat