HUBUBAT TOHUMCULUĞUNDA YAŞANAN GELİŞMELER


 

Hububat Tohumluğunda Yaşanan Gelişmeler

 

Ülkemizde hububat tohumculuğunda, başta buğday ve arpa olmak üzere son beş altı yıl içinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Hububatın toplum hayatındaki önemi nedeniyle 1920'li yıllardan itibaren kurulan araştırma enstitüleri ağırlıklı olarak buğday ve arpa üzerinde çalışmışlar, bugüne kadar bu türlerde çok sayıda çeşit geliştirmişlerdir. Kamu yanında, son yıllarda sertifikalı tohumluk üretimi ve kullanımında yaşanan gelişmelerin tetiklemesiyle, hem çeşit geliştirme hem de tohumluk üretiminde özel sektör önemli gelişmeler sağlamış, çok sayıda çeşit tescil ettirmiştir.

Buğday ve arpada geliştirilen çeşit sayısında ciddi bir sıkıntı olmamasına rağmen, sertifikalı tohumluk üretimi ve kullanımı yıllarca olması gerekenin çok altında kalmıştır. üretilen sertifikalı tohumluğun çoğu gerçek bir talebin neticesi değil, çiftçilere yardım adı altında dağıtılmıştır. Çiftçilere tohumluk yardımının nünü açan 5254 Sayılı Kanunun 2000'li yılların başında yürürlükten kalkmasıyla da satılan sertifikalı tohumluk miktarı da dibe vurmuştur. Bu yıllarda TİGEM'in üretebileceği tohumluk miktarı 200 bin ton civarında olmasına rağmen ancak 50 bin ton civarında sertifikalı tohumluk satılabiliyor, geri kalan üretim ise mahsul olarak TMO veya borsaya satılıyordu. İşin ilginç tarafı ise, Ülkemizde her yıl toprağa 2 milyon tondan fazla buğday ve arpa tohumluğunun ekilmesi, üç yılda bir yenileme esasına göre de yılda yaklaşık 800 bin ton sertifikalı tohumluğa ihtiyaç olmasıydı. O yıllarda özel sektörün üretimdeki payı yok mertebesindeydi. Sertifikalı tohumluğa talebin az olmasının değişik nedenleri vardı. Bunların önemli olanları; sertifikalı tohumluk fiyatının yüksekliği, üreticinin alım gücünün düşüklüğü, yaygın dağıtım ağının olmaması, tohumluk kullanımını teşvik edecek düzenlemelerin bulunmaması, bilgi ve beceri eksikliği şeklinde sıralanabilir.

Sertifikalı tohumluğun verim ve kalite için olmazsa olmaz önemini anlayan, yapılan ithalatın arkasında kaliteli buğday ihtiyacının yattığını gören Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2003 yılında sertifikalı tohumluk kullanımı ve üretiminin artırılması için önemli bir karar almış, takip eden yıllarda yeni politikaları ve projeleri devreye koymuştur. Bu çerçevede “Ürün Fiyatına Sertifikalı Tohumluk Projesi” 2003 yılında dört ilde pilot olarak uygulanmış, 2004 yılında 81 ile yaygınlaştırılmıştır. Bu yıllarda yerel idarelerden, sivil toplum örgütlerinden temin edilen kaynaklarla ilk uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 2005 yılından sonra “sertifikalı tohumluk kullanım desteği” adı altında genel bütçeden her yıl çiftçilerimize 50-60 milyon TL destek verilmiştir. İlave olarak, 2008 yılında, tohumluk üreticilerine de “sertifikalı tohumluk üretim desteği” ödemesi başlatılmıştır.

Hububat tohumculuğunda en büyük üretici olan TİGEM, artan talebi karşılayabilmek ve etkin bir dağıtım-pazarlama sistemi kurabilmek için tanıtım ve eğitim çalışmalarına ağırlık vermiş, çiftçiye en yakın mesafeye tohumluk ulaştırabilmek için de yaygın bayilik sistemine geçmiştir. Diğer yandan takip eden yıllarda tohumluk üreticisi özel sektör kuruluşlarının sayısı ve tohumluk üretim kapasitesi giderek artmıştır. Bunların neticesinde, yaklaşık rakamlarla, daha önce 50 bin ton civarında olan sertifikalı tohumluk satışı 2003 yılında 80 bin ton, 2004 ve 2005 yıllarında 250 bin ton civarına ulaşmış, takip eden yıllarda da 200 bin tonun biraz altında, biraz üstünde kalmıştır.

Sertifikalı tohumluğa talebin artmasıyla özel sektör harekete geçmiş ve üretim payı hızla artmıştır. 2004 yılında %1-2 olan özel sektör payı, yaklaşık rakamlarla 2005 yılında %4, 2005 yılında %8, 2006 yılında %17, 2008 yılında %36, 2009 yılında da tahminen %45'e ulaşmıştır. Bu müthiş bir gelişmedir. Bu veriler, bundan sonraki gelişmelerde özel sektörün taşıdığı potansiyele ve daha büyük miktar ve oranlarda üretim yapabileceğine işaret etmektedir.

Artan sertifikalı tohumluk üretim potansiyeline rağmen, 2007 yılından bu yana değişik nedenlerle talep artışı olmamış, üretim ve tüketimde bir durağanlık dönemi başlamıştır. Talep artışı olmayınca, TİGEM ile özel sektör arasında olduğu gibi, özel sektör kuruluşları arasında da gizliden gizliye gelişen bir rekabet oluşmuştur. Durağanlığın işareti TİGEM ve özel sektörün ürettikleri tohumluğu zorlanarak satması ve zaman zaman ellerinde ciddi miktarda stok kalmasıdır.

 Yaşanan durağanlık, 2007 ve 2008 yılarına göre daha iyi olsa da, 2009 yılında da devam etmiştir. Hem durağanlığı aşmak, hem de daha yüksek miktarlarda sertifikalı tohumluk üretimini gerçekleştirmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yeni arayışlar içine girmiştir. Bu çerçevede çiftçiye verilen tohumluk kullanım desteğinin peşin veya en kısa sürede ödenmesi düşünülmüştür. Çünkü görünen en önemli sebep çiftçinin alım gücünün olmamasıydı. Yıllarca olduğu gibi desteklerin ekimden altı yedi ay sonra ödenmesi çiftçiyi sertifikalı tohumluk kullanmaktan uzaklaştırmaya başlamıştır. Çünkü, tohumluk alım zamanında alım gücü olmayan birçok çiftçi için sertifikalı tohumluk bir anlam ifade etmekten çıkmıştır. Bu durum sofrasında ekmeği olmayan birine altı ay sonra bal-börek vaat etmek gibi olmuştur. Bu sebeple, Bakanlık 2009 yılında çiftçilerimize sertifikalı tohumluk kullanım desteğini tohumluğun satın alındığı ayı takip eden ayda ödemeye karar vermiştir. Bu uygulama hem çiftçiler hem de tohumluk üreticileri tarafından olumlu karşılanmıştır. Ancak, bu uygulama sezonun ilerleyen aylarında kamuoyuna duyurulduğu için etkisi 2009 yılında sınırlı kalmış, gerçek etki test edilememiştir. Başlangıçta, çiftçiler ödemelerin takip eden ayda ödeneceğine pek inanamamış, bu da alımda fazla bir etki yaratamamıştır. Uygulama başlayınca olumsuz havanın olumluya dönüştüğü sinyalleri alınmaktadır. Yine de esas etkinin gelecek yıllarda daha belirgin olacağı muhakkaktır.

Yapılan bir model çalışmasında değişik senaryolar değerlendirilmiştir. Buna göre, mevcut uygulamalarla rahatlıkla satılabilecek tohumluk miktarının 190 bin ton civarında olduğu, destek ödemelerinin erkene alınarak takip eden ayda ödenmesiyle 300 bin ton seviyesine çıkabileceği tahmin edilmiştir. Model, ödemelerin peşin veya takip eden birkaç gün içinde ödenebilmesi halinde ise 400 bin tonun üzerine çıkılabileceğini göstermektedir. Daha yüksek rakamlar hedeflendiği takdirde ise yeni yaklaşım ve uygulamalara ihtiyaç olacağı açıktır. Bu çerçevede sertifikalı tohumluk kullanımından elde edilen ürüne daha yüksek prim ödenmesinin etkili bir yol olabileceği sanılmaktadır. Söz konusu model bu uygulama ile 1 milyon tonun üzerinde bir tohumluk talebi yaratılabileceğini öngörmektedir.

Sertifikalı tohumluk üretiminin dikkate değer önemli diğer bir konusu da piyasa denetimleri, çiftçinin alacağı tohumluğun güvenli bir şekilde üretilmesinin ve pazarlanmasının sağlanmasıdır. Bu konuda ciddi eksiklikler olduğu ve suiistimallerin yaşandığı bir gerçektir. Bu nedenle, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ve ilgili mevzuatlara uygun şekilde sistem daha iyi hale getirilmeli, piyasa denetimleri yaygınlaştırılmalı ve bu kanun çerçevesinde kurulan alt birlikler ve üst birlik bir an önce varlık sebeplerinin gereğini yerine getirmelidirler. Bu birliklerin gerekli yetki devirlerini bir an önce alarak, mevcut devlet kurumlarıyla birlikte ve onlara destek vererek piyasada varlıklarını hissettirmeleri hayati önem taşımaktadır.