MISIR TOHUM VE KÖK ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI

 

Pythium spp., Fusarium moniliforme Sheld., Diplodia maydis

(Berk.) Sacc., Macrophomina phaseoima "Tassi"Goid.)

8.1. Etmenlerin tanımı ve yaşayışı

 

Mısırda tohum, kök, kök boğazı ve sap çürüklüğüne neden olan fungal etmenlerin başlicalan Pythium, Fusarium, Diplodia ve Macrophomina cinslerine ait türlerdir. Kesin tanıları ancak laboratuar çalışmaları ile yapılabilir. Toprakta bitki artıkları üzerinde etmenlere özgü olarak misel, oospor veya mikrosklerotlar halinde bulunurlar. Toprak içinde ve yüzeyinde organik artıklar üzerinde kendilerine özgü formlarda kışı geçirirler. Genel olarak toprak kökenlidirler. Pythium dışında tohumla da taşınabilirler ve tohum üzerinde kışlayabilirler.

Erken dönemde ortaya çıkan hastalıklar drenajı zayıf ve oksijenin yetersiz olduğu ağır topraklarda görülür. Geç dönem kök çürüklükleri, özellikle Fusarium türleri ile birlikte olgunluk süresini, kök dokularının yaşlanmasını ve tarla streslerini arttırırlar. Burada belirtilen geç dönem çürüklükleri genelde gövde çürüklüğü hastalığına geçişin başlangıcıdır.

Tohum çürüklükleri, fide yanıklıkları, fide solgunlukları ve kök çürüklüklerine neden olan organizmalardan en önemlileri Pythium türleridir. Toprakla taşınan bu fungus, değişik şekillerde aseksüel sporangiumlar üreten beyaz renkli ince bir miselyuma sahiptir. Pythium türlerinin bütün dünyada sulu ve ağır topraklarda, ölü organik madde yada duyarlı bitkilerin köklerinde bulundukları ortaya konulmuştur.

Tohum, fide ve köklere hücum eden Pythium dışındaki diğer funguslar; Fusarium moniliforme Sheld., Diplodia maydis (Berk.) Sacc., F.roseum Lk. ex Fr. f.sp. cerealis, Helminthosporium maydis Nisik., H. pcdicellatum Henry (Excerohilum pedicellatum (Henry)Leonard and Suggs.), Phymatotrichum omnivorum (Shear) Duggar ve Colletot-richum graminicola (Ces.)G.W.Wils.'dır. Diğer taraftan Aspergillus spp., Nigrospora oryzae (Berk. and Br.JPetch., Rhizoctonia ıeae Voorhees, Macrophomina phaseolina (Tassi) Goid. ve Cephalosporium maydis Samra.Sabet and Hingorani'de fide yanıklıklarına neden olabilmektedir. Bu fungusların bir çoğu aynı zamanda koçan ve tane çürüklüklerine neden olmaktadırlar.

8.2. Hastalığın belirtileri, ekonomik önemi ve yayılışı

 

Bulaşık tohum ekildiğinde veya sağlam tohumu toprakta enfekte ederek çürütebildikleri gibi, çimlenmekte olan ve çimlenmiş fidelerin toprakaltı ve toprak üstü kısımlarından enfekte ederek çimlenmeyi önler veya çimlenmiş fidelerde fide yanıklığı olarak adlandırılan çökerten zararına neden olurlar. Başlangıçta tarlada yer yer sıra üzerinde düzensiz çıkışlar ve solgun fideler görülür.

Solgun fideler çekildiği zaman zararlı simptomlarından farklı olarak çekilen kısım elde kalmaz. Çıkış olmayan kısımlarda tohum yatağı incelendiğinde; çimlenmeden küf kaplanmış veya zayıf çimlenerek kökçük yada çim borusu değişik derecelerde kuruyarak zarar görmüş tohumlara rastlanır. Genel olarak bu zarar şeklini tohum yatağının sıcaklık ve nem durumunun tohumun çimlenmesi açısından olumsuz olduğu konukçular artırmaktadır. Drenajı zayıf, ağır veya soğuk (10-13°C' lerden düşük) ve nemli topraklarda görülür.

Fusarium ve Pythium türleri erken dönemde tohum ve fide kök çürüklüğü, fide yanıklığı hastalıklarına neden olmaktadır. Macrophomina sp.' nin de fide döneminde kök ve kök boğazı çürüklüğüne neden olduğu saptanmıştır.

Mısır'ın hızlı gelişme dönemlerinde Fusarium ve Pythium türlerinin M.phaseolinamn yaptığı zararlar kök boğazı ve sap çürüklüğü şeklinde ortaya çıkar. Kök boğazı çürüklükleri bitkilerin toprak seviyesinde oluşur. Önceleri bitkilerin çok kısa sürede su istemesi .şeklinde ortaya çıkar, zamanla bitkide solgunluk, sararma ve sonuç olarak kurumalar görülür. Fusarium kök boğazı çürüklüğünde bıçakla boylamasına yarılan bitkilerde gövde içinde pembe-beyaz renkte miseller görmek mümkündür. Macrophomina kök boğazı çürüklüğünde ise iletim demetleri üzerinde fungusun siyah mikro sklerotları görülür. Bu görüntüden dolayı mocrophomina neden olduğu bu hastalığa "Kömür Çürüklüğü" de denir.

Pythium kök boğazı ve sap çürüklüğünde ise tipik olarak bitkilerde gövde ekseni etrafında dönme ve bükülmeler meydana gelir. Bitki devrilir, toprağa değdiği boğumlarda destek köklerin oluştuğu görülür. Pvthium kök boğazı ve sap çürüklüğü'ne yakalanmış mısır bitkilerinde toprak yüzeyine yakın olan ilk boğumda kahverengimsi, sulu, yumuşak ve hızlı gelişen bir çökme meydana gelir. Sap çürüklüğü ise, mısırlar tepe püskülü çıkarmadan önce veya sonra gelişmenin hızlı olduğu taze boğum aralarında görülür.

Fusarium sap çürüklüğünde bitkilerin boğum, koçan koltuğu ve koçan saplarında çürümeler görülür. Boğumlardaki çürümeler başlangıçta kahverengi-siyah renkte yağlımsı lekeler halindedir. Bir süre sonra lekeler üzerinde fungusun pembe-beyaz renkli miselleri gözle görülebilir. Hastalığın ileri dönemlerinde sap enfekteli boğumlardan kırılabilir.

Diplodia sap çürüklüğü genel olarak çiçeklenmeden sonra görülür. Yaprakların önce solması daha sonra kuruması şeklinde ortaya çıkar. Toprağa yakın boğum araları saman renginden kahverengine kadar renk alır. Sadece iletim demetleri zarar görmeden kalır. Boğumlara yakın doku üzerinde küçük, koyu kahve-siyah renkli piknitler lokalize olmuştur. Sap üzerinde beyaz fungal gelişme olabilir. Gelişmenin ilk dönemlerinde kurak, çiçeklenme sonrası 2-3'ncü haftalarda nemli ve sıcak havalar (28-30°C) hastalık için uygundur

Mısır kök, kök boğazı ve sap çürüklüklerine neden olan ve genelde toprak fungusu olan bu patojenlerin neden olduğu kayıplar çevre faktörlerinden etkilenmektedir.Artan azot dozlarının dekara 12 kg sat azottan sonra hastalığı arttırdığı. 9000 bitki/da sıklığında gövde çürüklüğünün yüksek olduğu ve verimin azaldığı belirlenmiştir. Yine Macmphomina phaseoünu'nın yüksek sıcaklıklarda ( optimum 38°C de) mısır bitkisini etkilediği, hastalığa karşı duyarlılık üzerinde orantılı nemin etkili olmadığı bildirilmiştir. Aynı şekilde gerek Fusarium ve gerekse Mocrophonmina'nın neden olduğu kök ve gövde çürüklüğü üzerine anız yakmanın bir etkisi olmadığı da belirlenmiştir. Akdeniz bölgesi mısır ekim alanlarında Phvthium ve Füsunumun sık ve Macrophominanın ise nadir olarak neden olduğu kök, kök boğazı ve gövde çürüklükleri yıllara göre değişik şiddetlerde görülmekte ve uygun koşullarda bazı tarlalarda % 20-30' lara varabilen kayıplar oluşturabilmektedir. Yine Karadeniz bölgesinde Fusarium moniliforme 'nin önemli kayıplara neden olduğu bilinmektedir.

8.3. Konukçuları

 

Pythium türlerinin çok geniş bir konukçu dizini bulunmaktadır, bütün dünyada yaygındır. Fusarium moniliforme mısırın yanısıra birçok konukçuya sahiptir ve çok yaygındır. Kömür çürüklüğü etmeni Macrophomina phaseolina Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Afrika'da bulunmaktadır. Konukçu dizini içinde mısır, sorgum, pamuk, soya ve daha birçok kültür bitkisi bulunmaktadır. Diplodia maydis ve D. macros-pora nın konukçusu mısır bitkisi olup Amerika, Batı ve Güney Afrika, Avustralya, Filipinler ve Romanya'da bulunmaktadır. Bu funguslar değişik bölgelerdeki mısır ekim alanlarımızda belirlenmiştir.

8.4. Mücadelesi

 

8.4.1. Kültürel önlemler

 

Etmenler hem tohum hem de toprak fungusları olduğundan mücadelesi zordur. Mücadele için mutlaka kültürel önlemlere uyulmalıdır:

  • Dayanıklı çeşitlerin ekimi tercih edilmelidir.Erkenci çeşitler hastalıklara karşı geçe i çeşitlere göre daha duyarlıdır.
  • Toprak iyi tesviye edilmeli, tarlada su birikmelerine engel olunmalı, uygun tohum yatağı hazırlanmalı, ekim derinliği ve toprak tavı uygun olmalıdır.
  • Çimlenme gücü yüksek olan ve mekanik zarar görmemiş tohumluk kullanılmalıdır.
  • Sık ekim sap çürüklüğünü arttırmaktadır. Bu nedenle çeşitlere ve bölgelere göre ekim normlarına uyulmalıdır.
  • Fungal sap çürüklükleri genelde azot fazla olduğunda potasyum düzeyi ile ilişkili olarak artış gösterir. Bu nedenle taban ve üst gübrelemelerde aşırı azotlu gübrelemeden kaçınılmalıdır. Dekara 12 kg saf azot dozlarından sonra kök, kök boğazı ve sap çürüklüklerinin arttığı belirlenmiştir. Taban gübrelemesinde kombine gübrelere ağırlık verilmesi uygundur.
  • Tohumun ekim zamanında toprak sıcaklığı 13°C den yüksek olmalıdır.
  • Böcekler hastalık etmenlerini bitkinin içine taşıyarak sap çürüklüklerinin gelişmesine yardımcı olurlar, bu nedenle tarladaki böceklerle mücadele yapılmalıdır.
  • Yabancı ot ilaçları ve diğer pestisitler doğru ve zamanında uygulanmalıdır.
  • Düzenli ve yeterli sulama yapılmalı, bitkiler su istemeden ve aşırı sulama yapılmamalı, tarlanın uzun süre su biriken kısımlarındaki su drene edilmelidir.
  • Özellikle çapa ve boğaz doldurma işlemleri düzgün yapılmalıdır. Normal boğaz doldurulmayan bitkilerde birinci ve ikinci boğumlar uzun süre su içinde kalmakta ve Pythium' un zoosporlar yoluyla enfeksiyonu kolaylaşmaktadır.
  • Hasat sonrası bitki artıkları tarladan uzaklaştırılarak yok edilmeli veya iyice parçalanarak toprağa karıştırılmalıdır.
  • Tohumluk uygun koşullarda depolanmalıdır.
  • Hastalığın yoğun olarak görüldüğü yerlerde ekim nöbeti uygulanmalıdır.

8.4.2. Kimyasal mücadele

 

8.4.2.1. İlaçlama Zamanının Tespiti

 

Tohumluk ekimden önce önerilen ilaçlardan biri ile ilaçlanmalıdır. Ekimden çok uzun süre önce ilaçlanan tohumluklar üzerindeki ilaç etkisini kaybedebileceğinden buna özellikle dikkat edilmelidir.

8.4.2.2. Kullanılacak İlaçlar ve Dozları için bitki koruma ürünleri bölümüne bakınız.

 

8.4.2.3. Kullanılacak Alet ve Makineler

 

İlaçlar uygun ilaçlama aletleri ile uygulanmalıdır.

8.5. Uygulamanın değerlendirilmesi

 

Tohum ilaçlamasının değerlendirilmesi çıkıştan 10-15 gün sonra yapılmalıdır. Birbirine yakın ve benzer ilaçlı ve ilaçsız tarlalarda 1-5 da için 30 metrelik, 6-10 da için 2x30 m, 11-25 ela için 4x30 m. 26-50 dekar için 6x30 m, 50-100 da için 8x30 m ve 100 da' dan fazla tarlalarda 10x30 m lik sırada çimlenip çıkabilen sağlıklı fideler sayılır. Sayım sonuçlarının sağlıklı olması için kullanılan mibzerin düzenli çalışması gereklidir. Ekim normu üzerinden 30 metreye düşen tohum sayısı bulunur. % Çimlenme ve çıkış ile % hastalık oranlan birbiri ile karşılaştırılarak ilaçlamanın etkisi belirlenir.